Translate

31 Temmuz 2013 Çarşamba

1911.bölüm..

songül şule,melis,yasemin.. vahide hanım,çiçek..barbara liz.. ,sacide hanım,derya  zübeyde ve ben.. kakara kikiri bizim bahçeye girdik..

zübeyde-- bu saatte,buraya tek hiç gelmemiştim.. sizin gece
manzaranız daha güzelmiş,irem..
irem-- sağol.. isterseniz daha güzel bir manzara için.. yata da gidebiliriz.. zübeyde..
liz-- kevin,çok bozuldu.. yata gidersek ne olur,bilemiyorum irem..

melis-- hepsi bozuldu da,sesleri çıkmadı.. ama bizim tuzumuz kuru..
her türlü karara,uyarız..
vahide-- önce yan komşuluğa alışsınlar da.. bakarız..
irem-- iyi,öyle olsun.. (kapıyı açtım.. ) buyrun..

derya-- şifreli anahtardan uzak durun..
kahkahayla gülerek.. girdik içeriye.. çantalar vestiyere asıldı.. terlik verdim hepsine..

gülderen hanım,rahat bir ev elbisesi giymiş.. ayağa kalkıp hoşgeldiniz dedi..

hoşbulduk diyip.. koltuklara oturdular..

irem-- yabancı değilsiniz.. banyo,mutfak heryer emrinizde.. çay demledim.. pasta börek de var.. üstünüzü değişmek isterseniz.. odaya buyrun..
yataklarınız hazır.. nasıl arzu ederseniz,serbestsiniz..

melis-- (herkese bakıp ) çay içiyorsunuz .. ben getireyim..
songülle,çiçek de kalktılar..
derya-- ben  sarhoş gibiyim.. kahve içeceğim. başka isteyen..

irem-- eşlik ederim sana.. bana beş dakika izin verin,elbisemi çıkarayım.. zübeyde,sana da verebilirim istersen..

zübeyde-- (gülerek ) olurr.. ne vereceksin..
irem-- elbise şort,tişört.. pijama gecelik..
zübeyde-- iyi,elbise olsun..
liz-- geceliği nasıl giysin.. kocası uyuma dedi,ya..çağırdığında gidebilmeli..
şule-- peruğu sarkıtmak da,bir seçenek olabilirdi liz..
zübeyde-- (gülümseyerek )marufun çıkmaya çabalamasını düşünemiyorum bile..
irem-- tuna çıktı dersem,anında tırmanır..
liz-- ay ne olur yapalım mııı..
irem-- hayır.. başka tırmanıcılar olabilir.. riske giremem...

kahkahayla güldüler..
ben yukarıya çıktım,telefon çaldı.. 
 açtım.. 

irem-- alo.. 
tuna-- (fısıltıyla ) ne yapıyorsunuz.. 
irem-- tahmin et.. 
tuna-- ettiğim için aradım.. maruflarda manzara için ayaklı ,geniş açılı.. devasa bir dürbün var..zoom da müthiş..  kemal beyin,bardağındaki  buzu gördüm..   bizim balkon kapısı da,sanki bir ayna ... balkondalar.. ben , haber vereyim dedim..  
irem-- anladım,by.. 

perdeleri,panjurları kontrol edip.. kalın askılı ,önden düğmeli elbisemi giydim.. çıkardıklarımı asıp.. banyoda makyajımı sildim. saçlarımı at kuyruğu topladım.. katlı diğer elbisemle beraber ,aşağıya indim.. 

oh maşallah.. pijama partisi veriyorum sanki.. soyunup dökünmüşler.. 
çaylar,içiliyor.. pastalar sehpaya getirilmiş.. gayet rahat kurulmuşlar koltuklara,halıya.. gülderen hanımın ,neşeyle anlattığını dinliyorlar.. 
çiçek,şule ve melis de çevirmen.. kahkahalar atılıyor.. 

irem-- neşeniz bol olsunn.. (zübeydeye elbiseyi verdim.. kalktı,odada değişecek ) sağolun dediler.. 

derya-- kahve hazır,irem hanım.. 
irem-- sağol canım.. (balkon kapılarını ve perdeleri kapattım ) 

barbara-- hava gayet güzel,irem hanım.. açık kalsaydı keşke.. 
irem-- (klimanın kumandasını alıp,havalandırmayı açtım.. püfür püfür ,iyotlu hava geliyor.. ) biliyorum barbara.. ama deniz kıyısı olunca ses çok yayılıyor..  ve içerisi görülüyor.. rahat olalım dedim.. 

vahide-- eş kıskanç  olunca,böyle dikkat ediliyor..
gülderen-- haklısınız ama tuna bey kıskançlığını , kontrol altına almış bence.. 

irem-- (sigaramı yakıp,kahve fincanımı elime aldım.. sandalyeyi çevirip oturdum ) evet  ama arada yine dozu kaçırdığı oluyor.. 

zübeyde giyinip geldi..  yerine otururken.. 
zübeyde-- (kısık sesle ) irem.. bekir bey,said..anar.. pencerenin önünde fısıldaşıyorlardı.. 

çiçek çevirince.. 
sacide-- anarı ..saidi anlarım da,bekire ne oluyor ki.. nişanlı değiliz.. müjde yaşını geçtik.. tansiyon ilacını da verdim,daha ne istiyor..

kahkahayı anlatamam size.. 

1910.bölüm..

evlerine girdik.. hoşgeldiniz dedi zübeyde..
herkes salonda oturmuş.. masa düzeni sağlanılmaya çalışılıyor..

irem-- beyler,ben hanımları almaya geldim.. siz devam ederken,esir
olmasınlar ve dinlensinler istiyorum..  sizde  rahat edin,bizde.. (ingilizce de söyledim ) zübeyde sende geliyorsun..

zübeyde--(marufa bakıp ) öyle mi..
maruf-- evet.. beni tehdit etti.. ama uyuma..
irem-- marufff..
maruf--of tamam , tamamm..

beylerin sitemli bakışlarına aldırmadım.. çünkü hanımlar çok sevindiler.. çantalarını alırlarken..

irem-- tuna anahtarın var mı..
tuna-- yok ama girerim,bekleme sen..

nedim-- beklemezse,nasıl saçını sarkıtacak ki..
tuna-- (güldü ) o, pencereye  halat şeklindeki peruğu asıyor.. bende tırmanıyorum..
anar-- niyee..
said-- spor olsun diye..

tuna-- şaka yapıyoruz anar..
anar-- nasıl giriyorsunuz o halde..
tuna-- şifreli anahtar var..

mehmet-- ya unutursanız,yardımcı olmak için soruyorum tuna bey.. şifre ne..
bekir-- mehmet bey.. tahminen 4736 yada 5272 dir.. sormasana..
tuna-- hah hah hah..  bekir bey.. tahmininiz yanlış..
irem yada kara değil.. şifre 17 harfli..

nedim-- anladımm..sarhoşken kapıyı açamadığınız için,peruk halat kullanıyorsunuz demek kii..

kahkahalarla güldük..

irem-- bu arada,kesinlikle gelmenizi önermem..  demir kapıdan girip,bekçiye yakalanmayı göze alsanız bile.. dolu şarjörlü tabancamın olduğunu bilmenizde fayda var..  çok da iyi nişancıyımdır.. gözünüzün yaşına bakmam.. olacağından değil de,ben uyarayım yine de..   mesela şifre kırma amaçlı,panele dokunduğunuz anda

nedim-- metal bir el çıkıp, tokat atıyor......... muş..
herkes gülerken..

bekir-- aman canım.. ne işimiz var.. gitmeyiz de.. burada eğleniriz bizde.. nasılsa fotoğraf makinam yanımda..
nedim--uyarayım da, kendinizi kollayın arkadaşlar.. bekir bey var ya..
sacide-- ee..
nedim-- çok mübarek insan.. diyecektim.. sacide hanım..

ay ne güldük,anlatamam..

1909.bölüm..

nedim-- tuna bey,bana önerdiğiniz süt bu muydu yoksa..
tuna-- hah hah hah.. o bize değildir..
gülderen-- (balkondan girdi içeriye ) . siz daha devam mı edeceksiniz yoksa..

tuna--(yanımıza geldiler.. )  ben hiç birşey anlamadım dedim,nedim beyde anlamamış.. ilk defa keyifle evimizdeyiz,devam edelim diyoruz gülderen hanım..

irem-- siz buyrun..  ben üstümü değişip,geleyim.. tuna,otobüs gelmiştir.. bir baksana.. hanımları çağıracağım da..

kapı zili çaldı o sırada.. tuna gidip,açtı..

tuna-- buyur maruf..
maruf--sizi çağırmaya geldim.. erkekler,devam edelim dediler..
masa hazırlanıyor..

irem-- (gittim yanlarına ) diyorum ki,sizde erkekler devam etsin.. hanımlar buraya gelsin.. herkes rahat eder.. yatıp,dinlenirler maruf..

maruf--senn,tunayı gönderir misin yani..
irem-- niye şaşırdın ki.. yan yanayız .. içki faslı bitince,gelirler.. onlarında,niyeti vardı.. o nedenle dedim..

tuna-- nedim bey,maruflarda erkekler içeceklermiş.. irem hanımları buraya çağıracak.. gidelim mi..
nedim-- olur da, maruflar nerede oturuyor..
irem-- yan komşumuz..
gülderen-- iyi,iyi.. gidin..

maruf-- yanlız ben söyleyemem.. irem, sen çağır..
irem-- tamam.. ararım şimdi.. zübeyde de,gelecek ama..
maruf-- oo,olmazz..
irem-- sen bilirsin.. bende göndermiyorum o halde..
maruf-- tunaa,birşey söyle..
tuna-- mantıklı düşün,o kadar erkeğin arasında zübeydenin ne işi var.. bizi mi ağırlayacak kadın.. gelsin işte..

maruf-- ama kalmayacak tamam mı..
irem-- uyursa uyandıramam ,kusura bakma.. hanımından ayrı kalamıyorsan,sen gelirsin..
maruf-- bende tunayı göndermem öyleyse..
tuna-- daha neler.. engelle de,göreyim..
maruf-- irem gelir, demek istemiştim..

irem-- tuna-- hah hah hah..

tuna-- irem,aramada gidelim.. çağır..
irem-- gülderen hanım yanlız kalmasın diye demiştim..

gülderen-- hiç sorun değil,irem hanım..
irem-- peki.. ben odayı gösterip gelirim.. siz gidin..

gülderen-- sağdaki ilk odayı..bulamayacak değilim ya..  gidin lütfen..

ben topuksuz bir ayakkabı giydim.. anahtarımı da alıp.. onlarla beraber çıktım dışarıya.. yürüyoruz..

nedim bey,kendi yatacakları odaya başını kaldırıp bakınca..

irem-- tırmanamazsınız,aklınızdan geçirmeyin..
nedim-- tuna-- hah hah hah..

nedim-- tuna bey,hep yapıyor herhalde..
irem-- (gülümsedim ) hıı.. kaçak buluşuyoruz ya.. gelince,saçımı sarkıtıyorum..

tuna--nedim-- hah hah hah..

maruf-- fıkrayı bana da anlat.. 
tuna-- olur,olur.. anlatırım.. meraklı.. 

1908.bölüm..

nedim-- muazzez hanım,nikah salonunda beni yakaladı.. epeyce konuştuk.. iyi -kötü herşeyin farkında..çok bilinçli  olduğunu söyleyebilirim.. tuğrul bey,haber vermeyeceğim dedi ama o,. ela hanımın hamile olduğunu biliyordu sanırım..  "torun doğacak,yeniden vasiyet yazdırmak istiyorum" dedi, beni çağırdı..  artık tuna beyin avukatı  değilim.. ama şahit olurum dedim.. nedenini öğrenmek istedi.. kavga ettiğimizden,
kovulduğumdan şüphe edince.. bende acımadım; tuna bey -varisi olmadığını belirttiğinizden dolayı- topraklarda olan tüm haklarından vazgeçti.. mirasçı bile değil. kazanç da elde etmeyecekler.. ama irem hanım..tek yetkili olarak,vergilerini ödeyecek.. yani artık tuna bey,maaşıyla geçinen bir öğretmen olduğu için.. avukata ihtiyaç duymuyor.. ben holdingin ve irem hanımın avukatıyım.. o nedenle vasiyetinizi kayıt altına alamam.. şimdilik geçerli olan da,tuna bey de dedim..

tuna-- (gülerek ) yine de,bir şekilde avukatımsın şu an..
nedim-- evet,gülderenin sayesinde.. dönünce,feshederiz artık..
tuna-- (güldü ) belli olmaz.. şaka bir yana,ikinize de teşekkür ederim..
gülderen--nedim-- rica ederiz..

gülderen-- riskti ama  aldım.. peki,işe yaradı mı tuna bey..
tuna--  iremin baskısıyla.. işlemi başlattım gülderen hanım.. çok içime sinmediği için.. hala vazgeçme ihtimalim var.. sizi yormuşum ama henüz bilmiyorum.. orhan abi,dayı ve sizler haricinde,kimseye söylemedik..

yalının demir kapısına iyice yanaştım.. aynadan baktığımda daha otobüs görünürlerde yoktu..

irem-- buyrun,lütfen..
indik.. tuna,arkadan eşyalarımızı alırken.. bende anahtarı çıkardım
çantamdan.. açıp,önce ben girdim..

irem-- gülderen hanım,iki basamak var.. yerler de ıslak,kaygan..aman dikkat edin..
nedim-- tut elimi,gülderen.. ev sahibi,fazladan iki ampul koyamamış
şuraya..
irem-- hah hah hah.. (yalının kapısını da açıp.. bahçe ışıklandırmalarının düğmesine bastım .. bahçe ve giriş  ışıl ışıl oldu.. ) yeterli mi,nedim bey..

nedim-- eh,işte..idare eder..
gülderen-- güle güle oturun.. irem hanım.. ışıklar sayesinde bahçeye,görülen manzaraya bayıldım ben..komşu olabileceğimiz bir yer var mı, burada da..

nedim-- irem hanım,günah bu kadar ışıklandırmaya ne gerek var ki..  kapatın lütfen.. gördüğümüz yeter..
irem--tuna--gülderen-- hah hah hah..

içeriye girdik.. terlik verdim.. tuna çantaları koyup,ceketleri vestiyere astı..

irem-- ev eviniz,rahat olun.. lavobo şurada.. odanızda hazır..
 acıktınız mı.. çay yapacağım.. kahve de içebiliriz..
nedim-- yok irem hanım.. sağolun.. gerçekten güzelmiş,eviniz.. güle güle oturun..
irem-- amin nedim bey..
gülderen hanım banyoya girdi..

tuna da verandanın,balkonun  kapısını açtı.. havalansın diye..
tuna--irem, nedim beylerin çantasını  hangi odaya koyayım..
irem-- sağdaki ilk odaya koy.. nedim bey,sizde çıkıp.. değişin,yatın.. nasıl arzu ederseniz..
nedim-- merdivenlerden nasıl çıkacağımı ,düşünüyorum.. yapan kimse,bir asansör koysaymış keşke..

irem-- eren abim yapmış burayı.. başkasına satmaya kıyamadığı için.. biz aldık.. ve böyle zamanlarda  çıktığımız ,bir yük asansörü var..
tuna-- buyur,çıkalım..

onlar yukarı çıktılar.. sesleri geliyor.. ben mutfaktayken..gülderen hanım da yanıma geldi..

gülderen-- nedim için,söylemiştim de.. evinize bayıldım irem hanım..
güle güle oturun.. manzara nefismiş..
irem-- sağolun,gülderen hanım.. istediğiniz birşey var mı.. lütfen çekinmeyin.. çay koydum.. (tezganın üstünden masaya taşıdım ) poaçamız.. kuru ve yaş pastamız.. böreğimiz var.. alın istediğiniz gibi.. tabak vereyim..

gülderen-- irem hanım.. varsa,bir bardak soğuk süt içip yatayım diyorum.. ayaklarım ağrıdı,şişti..
irem-- var var.. soğuk mide ekşitir.. ısıtayım hemen.. (buzdolabından aldım sütü.. cevzeye koydum ) 
gülderen-- sizde yorgunsunuz,ben yapayım.. 
irem-- aşkolsun.. siz dolaşın, manzaraya bakın.. iki dakikada hallederim.. 
gülderen-- peki,zahmet olacak size.. 
irem-- aman gülderen hanıım.. ne zahmeti.. siz iyi olun,yeter ki.. üşümeyin sakın.. 

ısıtıp kupaya doldurdum.. çayı da demledim bu arada.. pasta çeşitlerinden,bir tabağa koyup..  tepsiyle salona götürdüm.. 
tuna ve nedim bey merdivenlerden iniyorlardı.. rahat tişört ,pantolon giymişler.. 

nedim-- tuna bey,bana önerdiğiniz süt bu muydu yoksa.. 
tuna-- hah hah hah.. o bize değildir.. 

1907.bölüm..

epeyce sonra..  yorgunluk,uykusuzluk belirtileri arttığından.. gidelim denildi..
hep birlikte kalktık.. yarın görüşüleceği ve beraber kalınacağı için.. vedalaşmadık..
mekandan çıkışta..
gelin ve damatla beraber.. mr.smith..özcan,ercan ,çetin,mahmut beylere.. güzide ,tuğba hanım ve radyo çalışanlarına..  samimiyetle iyi geceler dedik.. onlar da,çok memnunlardı..
 yarın maruflar çağırdılar kahvaltıya.. bizde kahve,içmeye davet ettik..

eren,gönül..orhan,menekşe de evlerine gittiler.. yarın onlarda gelecekler..

batu,melek candan tamer.. çiğdemle,yusuf beyi evlerine bırakacaklarmış.. tabi arabayı da bıraktıklarından.. melekle candanın,arabasına geçeceklermiş.. kızları teyzeye götürüp,kendileri de misafirhaneye  gideceklermiş..
ziyaları da,çağırdılar..
ziya-- sağolun,kalacak yerimiz var.. teyzeme selam söyleyin.. iyi geceler..

irem-- bizde kalacaklar değil mi,ziya..
ziya-- yok,irem.. yarın geliriz,kısmetse.. hepinize iyi gecelerr..
(bekleyen taksiyi çağırdı )

tuna-- ziya oğlum ,nereye gidiyorsun.. yerimiz müsait..
ziya--  abim.. eminim ama (cebinden bir anahtarlık çıkardı )  bekleniyoruz..
tuna-- peki,siz bilirsiniz..iyi geceler..
ziya-- size de..
onlar taksiye bindiler.. batu bey ve candan da şöför koltuğunda..
çiğdemle yusuf beye el sallarken.. korna çalarak,hareket ettiler..

*********

şöför benim..   nedim beyle,gülderen hanımı aldık..
diğerleri de..otobüse bindiler.. yalıya, gidiyoruz.. hareket ettik..

tunanın tarifiyle,kestirmeden gidiyorum.. telefon çalınca.. tuna tuşa basıp,hoparlörü açtı..

tuna-- alo..
tuğrul-- tuna,bülentleri gönderdik.. biz de, geldik.. iyiyiz,çiftlikteyiz.. hüseyinle fatma,şok geçiriyorlar.. çok beğendiler.. teşekkür ediyorlar..
tuna-- rica ederiz,güle güle otursunlar.. siz de,kalın.. gitmeyin..

tuğrul-- ............... bizim de,niyetimiz öyleydi.. ama halam kesinlikle evime gideceğim dediği için.. kalamıyoruz.. selam söyle,kapatıyorum..
tuna-- ..................................
irem-- abim, o da kendince haklı.. halama sitem etme.. bebeği de,bilmiyormuş.. yoksa ısrar etmezdi.. çağırsana telefona.. 

tuğrul-- evet de sinirlendim,söylemeyeceğim.. ve çağıramam 
arabadan bile,inmedi .. bekliyor..

tuna-- sakin ol,tuğrul.. sen yaşlılarla yaşamayı,bilmiyorsun.. bu tarz inatlıkları hoşgöreceksin..  madem arabadan inmemiş.. evine götür ve gel.. gönlü olsun.. belki ayşe için,kalmak istememiştir.. 

tuğrul-- ............... ben niye düşünemedim ,bilmem.. aklınla bin yaşa.. byyy.. 

tuna-- sende..by.. (tuşa basıp,kapadı.. arkaya dönüp ) kusura bakmayın.. 

nedim-- ne kusuru tuna bey.. 
gülderen-- halanız çok şanslı.. nazının çekileceğini biliyor.. 
tuna-- evet.. kırmamaya çalışıyoruz ama o bize, pek acımıyor.. 

irem-- tuna gözbebeği.. bana da,öyle davranıyordu ama gerçekler değişmesini sağladı.. artık eskisi gibi.. çok samimi değiliz, malesef..
  
gülderen-- yanlış yapsa da,büyüğünüz diye.. yine kıyamadınız işte.. 

29 Temmuz 2013 Pazartesi

1906.bölüm..

Ankaralılar,havaları çalınınca coştular.. istisnasız herkes oynayınca..
pist dar geldi.. masalara kadar yayıldık.. kaynaştık iyice..
ziya arada, sözleriyle ,hareketleriyle şarkılara renk kattı..
 zuhal de,öğrenmiş..karşılıklı çok güzel oynuyorlar..
 rekinle,mr.smith bile figürleri uygulamada başarılılardı..  tuğba hanımla,çetin bey de.. ..gelinle,damatta döktürdüler.. haklarını yemeyeyim..

sonra güney ve güney doğu yöresine ait türküler,oyun havaları başladı.. davulcu nefis çalıyor.. eren abim,ercan bey ve tuna da hakkını verdiler ,doğrusu.. halaylar , çekildi.. beraberce..
yavuz bey para destesini açıp,yukarı fırlatınca.. maruf,rekin..kevin.. cafer bey,mahmut bey ve tuna da.. para olayına girdi..  bekir bey,atmadı da.. damadın iç cebine yerleştirdi desteyi..  yoruluncaya kadar,oynadık.. ve gerçekten hepimiz, çok çok çok eğlendik..

orkestrayı,ziyayı ve kendimizi alkışlayıp.. yerlerimize  oturduk ..
ziyaya teşekkür ediyorduk ki.. çorba servisi yapılmaya başladı..
ben hariç,masamızdakiler aldı..içiyorlar.. bir sigara yaktım..

tuna-- başka bir şey,ister misin..
irem-- yok,canım istemiyor..
gönül-- hiç yemedin ama..
irem-- tıkandım gönül..
cafer-- irem hanım,aşırı efor.. beslenme düzensizliğiyle birleşirse..
vücudu yıpratır.. hastalığa davetiye çıkarmış olursunuz..
maruf-- artık şartlar,uygun.. tatile gelin..

tuna-- cafer bey,biliyoruz da.. malesef ,kendisini toplayamadı daha..
yarından sonra, iki gün tatiliz.. maruf.. onu da,dönerken değerlendireceğiz.. önemli konular için,Adanada olmamız lazım..

eren-- bize gelmeden mi,gideceksiniz..
gönül-- inan,darılırım irem..  ne evde,ne iş yerimde.. hiç beraber olamadık ki..

irem-- halimizi biliyorsun,fırsat mı oldu gönül.. evinde değilsede,görüştük .. gelmediğimiz yerde değil.. bu sefer böyle oldu.. yine geliriz,kısmetse..

eren-- hiç konuşma,yarın akşama bizdesiniz.. o kadar..
tuna-- peki abi..
eren-- (gülerek) aferin, aferin..

gülümsedim sadece.. ne alakaysa birden aklıma ;bekir beylerin villasındayken.. kenan ağanın bize siyasete atılmamız için.. yaptırdığı teklif geldi..

 tunanın; "onbeş yıl sonra,belki dedi..  kariyerinde ilerlemek.. makaleler.. kitaplar yazmak/ çevirmek , doktora yapmak  ve profesörlüğe kadar ulaşmak  istiyormuş.. amerika da diye de belirtti.."dediğini söylemişti..
içimden.. tesadüftür,onu vazgeçirmek için.. demiştir desem de..
 oyuna geldiğimi,planlı olabileceğini de düşündüm.. ne yalan söyleyeyim..


tuna-- iremm..
irem-- (baktım ) efendim..
tuna-- daldın.. eren,aferin dediği için.. olduğunu sandı..
irem--   ilgisi yok abim.. aklıma birşey,takıldı da.. onu düşünüyordum..
orhan-- strateji belirliyor gibiydin..
irem-- (gülerek ) bildin,orhan abi.. bekir beyden alınacak intikam ,var ya..
orhan-- hıı,iyii..
bekir-- iyi mi.. aşkolsun,orhan bey..
mahmut-- ama komşum..hisseyi verip,irem hanımı tanıdığın halde.. sen başlattın.. yalan mı..
sacide--İstanbul havası çarptı, gaflete düştü.. mahmut bey..

kahkahayla güldük..
ve ben,sırası geldiğinde sormaya karar verip..erteledim..

1905.bölüm..

orkestra elemanları yerlerine geldiğinde.. ziya mikrofonla yanlarına gitti.. konuştular aralarında.. Ankara havalarının ,genel ritmi org ile çalınmaya başladığında..  bizlere dönerek;

ziya-- sevgili misafirler.. çiğdem - yusuf çifti için buradayız..
çaldık,söyledik.. eşlerimizle dans ettik.. eğlendik..
birazdan da,gideceğiz.. eşli olmayan/ gelmeyenlere.. güzel bir anı olması amacıyla.. ast-üst,statü olmaksızın.. radyo çalışanlarını.. piste davet ediyorum.
mr.smith,yavuz bey.. abdullah bey,özcan bey,ercan bey.. güzide hanım.. batu bey.. ve adlarını bilmediğim arkadaşlar, buyrun lütfen..

hepimiz alkışlarken,güzide hanım kalktı.. diğer masalardan da,kalkıyorlar.. batu beyi de,gördüm.. özcan beyi de..

ziya-- gelin ve damat da davet bekliyor herhalde..

gülerek onlarda,piste çıktılar.. kalabalık oldu,bir anda..

mahmut-- (onların masasına bakıp,kısık sesle ) abdullah bey , yavuz bey ve mali işler sorumlusu kalkmadılar.. fısıldaşıyorlar.. birbirlerine,birşey veriyorlar sanki..
irem-- ne kadar ayıp.. bu kadar kişiyi bekletmeye ,ne hakları var..
ziya-- beyler?

yavuz-- pardon,ziya bey.. siz lütfen başlayın,adil bey hazırlıksız gelmiş.. sorunu çözelim,birazdan katılırız aranıza..

bekir-- (dönüp) çetinn,adil beye yardımcı ol..
çetin-- derhal,bekir bey..
ziya-- evett.. siz, buyrun lütfen..

yavuz-- peki.. (abdullah ve yavuz bey.. bizim masaya geldiler.. )bekir bey,teşekkür ediyorum..
bekir-- rica ederim..

piste çıktılar..
yavuz--(mikrofona konuşuyor.. ) ziya bey kusurumuza bakmayın,beklettik sizi..
ziya-- önemli değil..
yavuz--biz; lütfederlerse irem hanımla,çiçek hanımı da aramızda görmek istiyoruz.. eşleri ve arkadaşlarıyla birlikte tabi.. oturan kimse kalmasın.. beraber olalım..

bizler kalkarken..

ziya-- son atak güzeldi, yavuz bey.. ben iremi eş durumundan,çağırmamıştım..
yavuz-- (gülerek koluna girdi .. mikrofonu tutuyor ziyada ) aramızda kalsın,atak için.. tiyo aldım.. mr.smith , çok yardımcı oldu..

ziya-- anlayışlı adam..iyi değerlendirmiş..
aramızda; şeyh.. emir,doktor,öğretmen,dekan,holding yöneticileri..
öğrenci,ev hanımı.. noter,avukat.. mimar,mühendis.. çiftçi,iş adamları var..   çok şükür ki,herkes uyumlu.. bakın hepsi geldiler..

adil bey,çetin bey.. biraz daha gecikecekseniz.. ben hayat hikayelerimizi anlatmak zorunda kalacağım..
para bozdurmak bu kadar,zor mu.. anlamadım ki..

adil-- geldik geldikk..
çetin-- (bond çantanın ardından ) adil bey,seyyar bankayı buldu.. para değil,çek bozduruyor..
bekir-- kırdırıyorsa.. komisyonu kes,çetinn..

herkes güldü..
batu-- adil bey,irem hanım komisyon almazdı.. zarar etmeyelim..
bekir-- kimm.. irem mi,almaz.. sen öyle san.. o ne uyanıktırr..
özcan bey,ercan bey.. mahmut bey ve çetin şahit anlatsınlar sana..

özcan-- sana dokunur mu, bekir ağa... zaten, cebine de girmeyecekmiş ..sende işine geldiğinden kabul ettin..
 mevduatlar.. helikopterle gelmeniz ve ertesi gün ağırlanmamıza da şahitiz.. siz de,çok memnundunuz hatırladığım kadarıyla..

irem-- çok teşekkür ederim,özcan bey..
özcan-- rica ederim,doğruyu söyledim..

irem-- bekir ağaa,sevgili ortağım..  bu şarkı,sana.. içimden geldi;

el kızı bakmaz, gözün yaşına..
ne işler açar, sonunda başına..
kimseler koşmaz, imdadına..
pişman olur ,dönersin banaa..

bir kahkaha yükseldi ki,çınladı salon.. bekir beyde gülüyor..
çetin beyle,adil bey de katıldılar bize.. müzik başladı..

1904.bölüm..

büklüm büklüm dedi ziya.... şarkıya üçümüz başladık da.. sonra herkes katıldı..

ne söylesen ne beklesen
yaradandan ya da kaderinden
ele gecmez istedigin
ugruna savas vermediysen

sanki seni boğar gibi
sanki yeniden doğar gibi
sanki zaman zaman ölür gibi
acısını, çilesini çekmediysen

hani büklüm büklüm boynunda
hani paramparça ruhunda
hani soran gözlerle kapında
bekleyen dargın anıların gibi

sevilmeden de sevmeyi
neyi özlediğini bilmeyi
acı da olsa yine gerçeği
görüp de söylemeyi bilmediysen

sanki seni boğar gibi
sanki yeniden doğar gibi
sanki zaman zaman ölür gibi
acısını, çilesini çekmediysen

hani büklüm büklüm boynunda
hani paramparça ruhunda
hani soran gözlerle kapında
bekleyen dargın anıların gibi

  ayağa kalkıp,alkışladılar uzun uzun.. burhanın ve çiçeğin gözleri  dolu dolu.. turgutta,çok düşünceliydi..
başımızla selam verdik.. nihayet oturulduğunda..

burhan-- hepinize çok teşekkür ediyorum.. mahvoldum ama olsun..

maruf-- sözler çok anlamlıydı,sizlerde nokta atışı yaptınız.. bravo..
cafer-- bende çok beğendim..
kevin-- ben,bayıldım..
orhan-- diyecek söz bulamıyorum,üçünüze de..
eren-- gönüll,sarhoş olayım mı..
gönül-- iyi,ol hadi.

irem-- teşekkür ederiz.. ziya başlattı.. menekşe devam etti..
şarkıları ;sözleri için özellikle seçtik ,burhan..  amacımız , hislere tercüman olabilmekti.. ben,asıl bundan sonrasını merak ediyorum..

burhan-- (gülümseyip) bende..
gülderen-- inanın bende,ediyorum..
güzide-- ben kapsamlı olarak,bir merak içerisindeyim..
hepimiz,kahkahayla güldük..

özcan-- (ayağa kalkıp ) ziya bey.. sesinize,yeteneğinize hayran olduk.. müzik daire başkanımıza,dilekçe verip.. ses sanatçısı olmanızı,önermek istiyoruz.. arkadaşlarla,ortak kararımız bu.. kabul eder misiniz..

ziya-- (onlara dönüp.. saygıyla,başını eğdi önce) iltifatınız için,çok teşekkür ediyorum.. müzik daire başkanınız,afşar bey.. ile Ankarada halen apartman komşusuyuz.. çocukluğumu bilir.. o da,önermişti yıllar önce ama bazı nedenlerle ,tercih etmedik.. .. şimdiden sonra da,mümkün değil..
çünkü profesyonelliğin yükü ağır.. kalıplardan hoşlanmıyorum.. ben canım istediğinde,dostlara şarkı söylemek ve amatör kalmak istiyorum.. saygılar sunuyorum,sizlere..

özcan-- açıklama için,teşekkür ederim.. irem hanım kesinlikle olamaz dedi.. menekşe hanım.. resmi görevliymiş,öğrendiğimize göre.. ..üçünüz de solistliğe yakışırdınız ama sağlık olsun.. hayat,gülsün size..

ziya-- irem-- menekşe -- amin..

1903.bölüm..

ziya-- (mikrofona söylerken..  orkestra üyeleri de, yerlerine oturup,çalmaya başladılar.. )

Keşke seni tanımamış
Keşke sevmemiş olsaydım
Zincire vurulmuş gibi
Sana bağlı kalmasaydım

Aşkın mapushane
İçinde ben mahkum
Saçların parmaklık
Gözlerin gardiyan olmuş
İçinde ben ziyan oldum

Alın yazımda varmışsın
Kalbimi benden çalmışsın
Sensizliğe bir duman gibi
Sigaranda beni yakmışsın

Aşkın mapushane
İçinde ben mahkum
Saçların parmaklık
Gözlerin gardiyan olmuş
İçinde ben ziyan oldum..

herkes sus pus,şaşkın..kimseden, çıt çıkmazken..menekşeye uzattı mikrofonu..
o da,konuya uygun bir şarkıyla bizi mest etti..

menekşe--

Boğazında düğümlenen hıçkırık olayım
Unutma beni, unutama beni
Gözünden damlayamayan göz yaşın olayım
Unutma beni, unutama beni

Gölgen gibi adım adım
Her solukta benim adım
Ben nasıl ki unutmadım
Sen de unutma beni, unutama beni

Bitmek bilmez kapkaranlık geceler boyunca
Unutma beni, unutama beni
Ayrılığın acısını kalbinde duyunca
Unutma beni, unutama beni

Sevişirken, öpüşürken
Yapayalnız dolaşırken
Unutmaya çalışırken
Unutama beni, unutama beni

mikrofonu elime tutuşturdu.. bir an düşündükten sonra..

irem--

Biz bu sonbaharda buluşacaktık,
Bahar geldi geçti,
Sen gelmez oldun.
Biz bu sonbaharda buluşacaktık,
Bahar geldi geçti,
Sen gelmez oldun.
Taşlara mı döndü kalbin, gelmedin.
Aylar geldi geçti sen gelmez oldun.
Sen gelmez oldun.
Sen gelmez oldun.
Sen gelmez oldun.
Yarim, gözlerim yolda,
Beklerim ama,
Sen gelmez oldun.

Demiştik kapına gelirim diye, yıllar oldu kapıda ses vermez oldun.
Demiştik kapına gelirim diye, yıllar oldu kapıda ses vermez oldun.
Boşyere mi yemin ettik ikimiz, kuşlar yuva kurdu sen gelmez oldun.
Sen gelmez oldun.
Sen gelmez oldun.
Sen gelmez oldun.

Yarim, gözlerim yolda,
Beklerim ama, sen gelmez oldun.
Yarim, gözlerim yolda,
Beklerim ama, sen gelmez…
Sen gelmez…
Sen gelmez oldun…


mikrofonu ziyaya uzattım bende..

ziya-- hanımlar,harikaydınız.. sanırım şok oldular.. son şarkıyı beraber söyleyip.. kimse ayıkmadan konseri bitirelim..

büklüm büklüm dedi ziya.... şarkıya üçümüz başladık da.. sonra herkes katıldı..

1902.bölüm..

içeriye girip,yerimize oturduğumuzda.. başka masalardan da.. iyi dileklerini söylediler.. teşekkür ettik.. dört sandalyenin boş olması,feci dokundu bana.. orkestra elemanları da ara vermişler..
sessizlik hakim..
bir sigara yaktım..
irem-- tuna,adreslerini aldın mı..
tuna-- fırsat olmadı.. yarın arayacak,alırız..
orhan-- ben aldım,merak etme..
ziya-- bende de,var..
eren-- irem,yapma böyle.. ikna eden sensin.. gerekçelerini de biliyorsun..
irem-- evet,biliyorum.. ama alışmam zor olacak..

bekir-- beraberdiniz,ondan böylesin..
sacide-- gidersin,gelirler.. alışırsın.. nelere alışıyor,insan.. yeter ki,
iyi olsunlar değil mi..
menekşe-- haklısınız..(sesini yükseltip ) gelin hanım,damat bey.. herkesi tanıyorsunuz..
mikrofonu, bizden başka şarkı söyleyecek birisine verseniz de.. ağır havayı dağıtsak diyorum..

yusuf-- menekşe hanım.. amirlerin,arkadaşların  özel yeteneğini keşfedecek zamanımız ve ortamımız olamadı malesef.. batunun da hiç şarkı söylediğini duymadım..

faruk-- sizler çok iyi söylüyordunuz..

ercan-- irem hanımı.. yine dinleriz diyorduk,bizde.. mr.smith sahilde olanları anlattı da.. repertuar ve performansınız müthişmiş..

eren-- ne sahili.. sen konserlere mi başladın yoksa..
nedim-- bizde bilmiyoruz,eren bey..
menekşe-- niye haberimiz yok,bizim..
mahmut-- tuna beyin istemediği konusunda,ben mi yanıldım acaba..

tuna-- yanılmadınız,mahmut bey.. biz de beraber olabilmeyi isterdik ama spontane gelişen bir durumdu..
Mersinde,bazı sürprizler sonucu  irem de,çaldı söyledi..

cafer-- ziya beyden de,feyz almıştık.. değil mi mehmet bey..
mehmet-- evet.. çok güzeldi.. irem hanım da,o da harikalardı..

özcan-- kıskandık,bizde duysaydık keşke..

ziya-- (onlara dönerek ) şu an ,hüzünlüyüz.. irem ,hepinizi ağlatabilir..
burhan-- ziya bey,irem hanımdan istemeye cesaret edemiyorum ..
kimbilir bir daha ne zaman görebileceğim sizleri.. bizim için,bir şarkı
rica edebilirmiyim.. yani isterseniz..
ziya-- canın sağolsun,burhan.. söylerim.. eminim iremde söyler,sizin için..
burhan-- sağolun..

alkışladık...

ziya-- bir dakikanızı rica ediyorum..  (mikrofonu kapatıp,kısık sesle .. ) irem,ercan bey nereli..
irem-- (bende kısık sesle )güzide hanım, Diyarbakırlıydı değil mi..
güzide-- evet..
ziya-- özcan bey ?
güzide-- Ankaralı..
ziya-- abdullah bey ? yavuz bey?
güzide-- (gülerek) sıra bana gelmeden,söyleyeyim.. üçümüzde Ankaralıyız.. niye sordun..

ziya-- arkadaşınız evlendi,tam kadro gelmişsiniz.. ama oturuyorsunuz.. protokolün sırası mı.. biz şarkı söylüyorsak..sizde oynayacaksınız..  yöreyi bilmek için sordum..
güzide--  ama kalkmayabilirler ziya bey.. abdullah beyi hiç pistte görmedim.. yavuz beyi de,ikinci görüşüm.. mr.smith hariç..- alanlar farklı olsa da-   buradaki en yetkilimiz o.. şu anda..bilmenizi istedim..

ziya-- anlaşıldı.. tiyolar için sağolun..ben zemini hazırlarım.. (mikrofonu açıp )beklettiğim için, kusura bakmayın..
seçtiğim şarkı,çok neşeli değil..ama sözlerini
üstlerine alınabilecekler var aramızda.. kendilerini biliyorlar,onlara gelsin..

kevin-- sözlerini çevirir misiniz,tuna bey..
tuna-- peki..

25 Temmuz 2013 Perşembe

1901.bölüm..

yelizle bülentin fısıldaştıklarını görünce..
ziya-- bülentt..
bülent-- yolcu yolunda gerek,ziya..

irem-- sacide abla,gerekeni yaparsın artık.. arkadaşlarımızı neşeyle gönderelim..
sacide-- pekii,herkesi piste alalım.. ziya destekle beni..
ziya-- tamam, ablacığım..

yarım saat hem oynadık,hem vedalaştık.. hepimiz pistte olunca.. kolay oldu.. sacide abla da,hünerini gösterdi maşallah.. hala devam ederken.. bülent elini kaldırıp .. "hoşçakalın,hakkınızı helal edin" dedi.. hepbir ağızdan.."güle gülee ,helal olsunn "dediler..

biz, yelizin  çantasını almasını beklerken..

ziyada geldi ve bülentle sarıldılar.. duygulanmamaya çalışıyorum ama tunaya da,bir kolunu uzatıp.. kucaklayınca.. gözyaşlarım söz dinlemez oldu.. çiğdemle,orhan ve eren abi de onlara sarıldılar..

yeliz koluma girip.. beni salondan dışarıya çıkardı .. tuğrul abim, ela.. bebekler ve ayşeyle odadan çıkıyorlardı..arabanın şeffaf fermuarlı çadırından .. gördüğüm kadarıyla.. melek gibi uyuyorlar..

tuğrul-- irem bizde gidiyoruz.. ufukla  halamı alıp,havaalanına gideceğiz.. tuna,eren ve düğün sahibinin  haberi var.. dikkat edin kendinize..

irem-- ( öptüm,onları )ayşe,sağol..
ayşe-- rica ederim..
irem-- yolunuz açık olsun da.. kim götürecek sizi.. arabayı ben kullanayım bari.. bülentleri de yolcu ederiz.. böyle gidilir mi,garip gibi..

tuğrul-- hayır,gelmeyin.. iki taksiyle gidiyoruz.. garip değiller,biz yolcu edeceğiz.. orhan abiler,yarın rekinlerle gelecekler miş.. hadi hoşçakalın..

el salladım,çıktılar dışarıya..
yeliz--iremm.. sakinleş ve bana bak..
irem-- (içimi çekerek ) söyle canım..
yeliz-- amacımız belli,döneceğiz kısmetse.. onun için.. ağlamak yok..
tek tek sayamayacağım.. yaptığın herşey için ,teşekkür ediyorum..
yanımda olman,şansımdı.. seni seviyorum.. kendine ve tunaya dikkat et.. bir telefon kadar, uzak olacağız birbirimize..  (sarıldığımda .. bülent,tuna ,orhan ve eren abi geldi.. )

bülent-- yeliz,bebekler..
yeliz-- tuğrul abiler,arabaya götürdüler..
(ayrıldık.. bülent birşey demeden bana sarıldı.. yelizde tuna ,orhan ve eren abiyle vedalaşıyor.. )

bülent-- (fısıltıyla) çiçekçi amcan konusunda,sen de.. bende yanılmamışız.. meğerse adam da,markaymış..
hediyesinden, gelip jest yapmasından.. çok duygulandım.. baba gibi sarıldı,sağolsun.. önerdiğim doktor sayesinde,tedavisi başarılı olmuş..teşekkür edip.. "ilk defa rahatım,dile benden ne dilersen "dedi.. sağlıklı olmanız,bana yeter dedim..  "yolunuz açık olsun.. bebeklerinizi ,güle güle büyütün ..  sizi,eskort eşliğinde göndermeme izin verin de.. irem hanımla,tuna beyin aklı sizde kalmasın" diyerek gitti..

irem-- sağolsun.. eskortla gönderebilmesi de,polis dayanışması herhalde.. tanıdığı falan vardı da,rica etti demek ki..
(bülent bana, hayret ifadesiyle bakıyordu da.. uzatmadım)
kardeşim.. hep iyi,mutlu olun.. yelizimi üzme,destek ol.. biraz daha dayanman gerekiyor.. güle güle gidin.. işiniz rast gelsin..

bülent-- sağol,amin..  allaha emanet olun.. dışarı çıkmayın..

yelizin elini tuttu.. bize el sallayıp.. hızla mekandan çıktılar..
orhan abi elindeki su dolu bardakla ,arkalarından gitti..

eren-- allah kavuştursun..
tuna-- irem-- amin..
orhan-- (geldi yanımıza.. bardak boş ) evett.. gittiler.. allah utandırmasın,pişman etmesin..
eren--tuna--irem-- aminn..

********

1900.bölüm..

pastalar dağıtılırken.. çiğdemle yusuf bey,geldiler masamıza..
güzide hanımlar,özcan beylerin masasında olduklarından.. yerleri boştu,oturdular..

gönül-- çiğdemm,nasılsın..
menekşe-- önce,irem.. şimdi ziya.. stres falan bırakmıyorlar değil mi..
ela-- irem,sen ne yaptın.. haberim yok..
yeliz-- benimde..
çiğdem -- siz kuaförden gittikten sonra,ben çok gergindim de.. fırka anlattı (gülerek ) onlarda,sizlerde çok sağolun.. sayenizde,harikayım.. hiç bu kadar,eğleneceğimizi tahmin etmiyorduk..

 yusuf-- arkadaşlarımız da,bayıldılar size..

eren-- ziya ayıktırır,şimdi..

ziya-- irem,menekşe ?
menekşe-- ayıktıralım kardeş..
irem-- tamam..
yusuf-- mikrofon verelim mi..
menekşe-- olur..
ziya-- çalayım mı.. çalalım mı..ne dersiniz..
irem-- çalalım,hadi..

çiğdem-- oh oh..on parmakta, on marifet maşallah.. zuhal,tuna,orhan abi çok şanslısınız..
ziya-- biz daha şanslıyız,çiğdem hanım..

ziya,bana bağlamayı.. menekşeye mikrofonu getirdi.. sonra,org çalmak için.. oturdu..
o sırada deryayla,said girmişler salona..

ziya-- (mikrofonunu açıp.. orgun tuşlarına dokundu .. bende akort yapıyorum.. ) .
saygıdeğer misafirler.. çiğdem-yusuf çiftine bir ömür boyu mutluluk
diliyorum.. (alkışladık ) . zamanımızda kısıtlı.. birazdan sevgili,bülent
ve yeliz.. oğullarıyla beraber yeni bir maceraya atılacaklar.. onlara
başarılar ve kolaylıklar diliyorum.. (yine alkışladık )
orhan-menekşe çiftiyle,nedim-gülderen çiftinin bebekleri olacağını biliyorduk da..  tuğrul- ela çifti ve derya-said çiftinden de.. müjdeli haberler aldık.. allah hepsinin bebeklerini analı babalı,büyütsün.. sağlıklı,şanslı ve uzun ömürlü olsunlar inşallah..(uzunca alkışlandı..)
sağolun.. bu gece,farklı ve unutulmazdı.. biraz da bizim katkımız olsun diyoruz..   hanımlar,buyrun.. ben uyarım size..

menekşe-- çiğdem,yusuf bey.. şarkı isteyin..
yusuf-- ne çalar.. söylerseniz,dinleriz.. menekşe hanım.. bizim için,
lütuf bu..
menekşe-- rica ederiz.. irem,beyaz giyme toz olur..

başımla olur dedikten sonra çalmaya başladım..
menekşe de,çokk güzel söyledi..
http://www.youtube.com/watch?v=G8RlqTXCaA4


biz alkışlanırken.. saidle derya geldiler.. hepimiz kalkıp,sarıldık.. tokalaşıp ,tebrik ettik deryayı.. marufla,zübeyde de.. çok samimilerdi..
onlar ,gençlerin masasına giderlerken..

irem-- derya,şarkı seç..

derya-- (gülümseyip) bebeğim,olabilir.. tabi mümkünse..
irem-- mümkün canım..
menekşe-- mikrofonu al irem..
irem-- (aldım,  ziyanın nameleri eşliğinde )

Elini son defa yanağıma koy
İstemiyorsan giderim giderim
Serin bir sonbahar akşamında söz
İsmini unutur silerim silerim
Tuttuğun kalem olsa yüreğinin elleri
Bir defa daha yazsa bebeğim bebeğim bebeğim

Eğer bir masal perisi
Girerse rüyalarına
Öldü dersin gül güzeli
Tılsımını kaybetti

Uğruna döktüğüm gözyaşlarım için
Yağmurdan özür dilerim dilerim
Kuruttuğun kızıl gülleri alıp
Senin için senden geçerim
Tuttuğun dalım olsa yüreğinin elleri
Yine bana yasla bebeğim bebeğim bebeğim.

söyledim..

alkış,ıslık birbirine karışmış ken..
irem-- burhann.. darbukayı sacide ablaya getirir misin..
burhan-- tabi kii..

sacide hanım da,aldı..
ziya-- irem giriş senden.. hatasız kul olmaz..
irem-- pekii.. sonra merak etme sen söyleyeceksin.. ama gerektiği gibi..
ziya-- (gülerek ) anlaştık..
ay ikisini de,harika çalıp.. söyledi.. bizlerde gereken yerlerde eşlik ettik..

çok alkışladık,çokk..

1899.bölüm..

kahkahayla gülerken... said geldi aramıza.. çok heyecanlı,yanakları kızarmış.. gözlerinin içi gülüyor..ellerini kaldırıp..

said-- durun,lütfen.. size..birşey söyleyeceğim..
maruf-- (durduk hepimiz ) saidd,ne oldu sana..

orhan--(gülümseyerek )  hali aynı bana benziyor değil mi ,menekşe..
menekşe-- evet.. ama sen zıplıyordun..
tuğrul-- (güldü ) ben duyduğumda nasıldım, elaa..
ela-- elektrik çarpmış gibiydin,tuğrul.. ama gözün bozulmamıştı daha..

güldük hepimiz..
nedim-- aa,gözünüz aydın..
tuğrul-- sağolun..
maruf-- tebrik ederiz..
tuğrul-- teşekkür ederim..
nedim--ama kusura bakmayın.. en özgün sevinme  bana aitmiş..
bülent-- yaa,ne demezsiniz..
kahkahayla güldük bu sefer..

cafer-- saidd,bize müjde mi vereceksin..bak, tecrübeliler öyle diyorlar..
said-- evetttttttt.. bir bebeğimiz olacakmışşş..

en az onun kadar coşkuluyduk bizde.. hesapsızca,zıpladık sarıldık .. kutladık saidi.. ama vahide hanım,rekin ve marufla sarılmaları yok mu.. bitirdi bizi..

zübeyde-- derya nerede,onu da kutlayalım..
said-- (terini silip,kravatını gevşetti ) söylerken ben olmayayım dedi..
hava almaya çıktı..
maruf-- (elini omuzuna ,koyup.. ) o zaman ,karının yanına git.. hava alıp,gelin.. onu da kutlayalım..
said-- tamam.. (tunayla benim önümüzde durup) minnettarım..
tuna-- estafurullah,said.. biz birşey yapmadık..

anahtarı verip, koşarak çıktı salondan..

bekir bey,oturduğu yerden elini kaldırıp..
bekir-- iremm.. ne olmuş..
irem--  % 25 isterimm..
kahkahalarla gülerken..

ziya-- (pistin kıyısına gelip.. )ben; tercüman gerekmemesi için..  hareketlerle anlatacağım bekir ağa.. yüzde de,istemiyorum.. vücut dili ortak nasılsa,seyredin..

hiç bu kadar güldüğümü bilmiyorum.. hepimizi kırdı geçirdi.. abartısız,doğal ama rahatsız etmeyen hareketlerle bebek olacağını anlattı.. en son da,güya kucağında olan bebekle.. bekir ağanın yanına gidip.. itina ile kollarına bıraktı.. kıyamam.. o da.. " maşşallah.." demez mi..  kahkahayı siz tahmin edin artık..
gösteri muhteşemdi.. dakikalarca alkışladıktan sonra ,yerimize oturduk.. ..

1898.bölüm..

vahide-- tuna bey,affedin ama yıllardır ilgilenirim dediğiniz için soruyorum..
irem-- vahide hanım,sözünü balla kestim.. çiğdemlerde pasta kesecekler.. birşey söyleyecek herhalde.. susmamızı bekliyor..

vahide--aa,sahiden öyle..  iyi ki uyardınız..

herkes piste döndü.. onlara bakıyoruz..
tuna çaktırmadan,teşekkür mahiyetinde..elini dizime koydu..

gülümsedim içimden.. yatay geçişten haberi vardı ve bugün evlere onun için gitti demek..  düşünceli, ince fikirli ne diyebilirim ki.. gururunu kırmadan,düzeneği kurmuş.. karıştığını belli etmeden.. faydalandırıyor..
becerikli de.. kuru temizlemeci,kıtasiye.. market.. anne,kızları nereden.. ve ne kadar önceden buldu acaba..
eşyaları kim değiştirdi ki.. anahtarı verdiğine göre... herşey hazır demektir..
orhan abi de,görünen o ki.. sırdaşı .. yakında,çiğdemin mağazası içinde .. bir güzellik düşünür eminim..

elini dizimden çekerken.. kulağıma yaklaşıp..
tuna-- daldın, alkışla istersen..

alkışladım artık.. herkesle beraber..
pasta kesilmiş,yedirilmiş.. pistten alındı ve çiğdemle yusuf bey.. dansa başladılar..
ziyalar,orhan abiler de kalkıyordu..

tuna-- biz de,kalkalım mı..
irem-- tamam..

vahide hanımlar,batular.. tamerler burhanlar da kalktılar.. abimleri ve mahmut beyleri de gördüm sanki..
sanki diyorum çünkü.. sarıldığımızda..tunanın çekim alanına girdim.. gözlerimi de kaçıramıyorum..

tuna-- sağol..
irem-- ne için..
tuna-- biliyorsun..
irem-- hayıır.. hızır olduğunu bilmiyordum.. ayakta uyumuşum ben..yüzlerce ha..
tuna-- hah hah hah.. daha neler.. tüm gün beraberken,asıl uyuyan benmişim.. kendini hafife alma..
irem-- artık önemi yok.. bebek için,birşey yapamadıktan sonra..
tuna--.................................................. ben,özür dilerim.. beklemediğim için..gerçekten,pişmanım..
irem--...........................

********
pist hariç,ışıklar olabildiğince azaltılmış halde.. üçüncü slow şarkı
eşliğinde dans ederken..
tuna-- (kulağıma eğilip) girişte,konuştuğumuz yerin ilerisine..çaktırmadan bak..

döndü .. ışık gayet az ve uzak.. tuna söylemese,fark edemezdim..  ama dikkatli bakınca.. kuytuda,birbirine sarılmış.. öpüşen ,saidle deryayı gördüm.. ikinci yasin vakası diye geçirdim,içimden..
iyi de.. deryaya ne olmuş,olabilir ki.. nasıl, izin verdi acaba..

tuna-- çaktırma demiştim, değil mi..
(döndürdü beni.. )
irem-- yaa,dön.. görmem lazım..
tuna-- (aldırmadan,geri geri yürüttü beni .. kalabalığın içine girdik) öyle dikkatli ve sabit bakıyordun ki.. fark edileceklerdi..
hem daha ne görebileceğini sanıyorsun ki,imkanları kısıtlı..

irem-- hah hah hah..
bülent-- skor nee..
tuna--  mor gözün olacak birazdan..
bülent-- hah hah hah.. rüyalar gerçek olsaa..
yeliz-- aa,hatırladımm.. iremm,baygınken sen bana bunu söylüyordun..
irem-- evet canım.. bülent istedi,ben de söyledim senin için..

bülent-- ameliyathane tarihi bir an yaşadı,sayende.. hissedebilmen için.. kasetten,canlı performansa geçildi..
barbara-- solist ve arkadaş olarak çok başarılıydı irem hanım..

irem-- barbara ;onların haklarını hiç ödeyemem.. hele bülente az çektirmedim.. benim kadar huysuz bir hastası, hiç olmamıştır herhalde..
bülent-- ödeştik, canım.. sende bizim, taframızı çok çektin..

şule-- ben şarkı dinlemedim de,sizlerin arkadaşlığı ve karşılıksız yardımları da bana çok iyi geldi.. meyveme kadar hazırlayıp,doktor olarak da ilgilendiniz.. çok teşekkür ederim,barbara.. cafer bey..

cafer-- önemli olan,iyileşmeniz..
barbara-- rica ederiz,şule..
irem-- sağolun.. uzak olunca,hastalığından bizim hiç haberimiz olmadı tabi.. bugün,kim aradı da neşelendin şule..

şule-- babam..
yasemin-- (gülerek ) şuleciğim,bize söylemedin  ama irem hanım.. lafı ağızdan böyle alıverir, işte..

irem-- yaseminn,dur daha içeriği öğrenmedik...

hepimiz güldük.. mehmet bey,sevgiyle bakıyor şuleye.. şule utandı..
liz-- şulee,baban ne dedii.. bak ben direk soruyorum.

şule--  nedenini bilmiyorum ama.. babam şaşırttı beni..
duymayı asla tahmin edemeyeceğim şeyler söyleyince,sevindim liz..

maruf-- bizde sizin adınıza,sevindik şule hanım..
melis hanım,sizin için de sevinelim mi.. faruk beye de,yazık..

melis-- (gülerek) pardon,kaçırdım.. konu neydi..

kahkahayla gülerken... said geldi aramıza.. çok heyecanlı,yanakları kızarmış.. gözlerinin içi gülüyor..ellerini kaldırıp..

said-- durun,lütfen.. size..birşey söyleyeceğim..
maruf-- (durduk hepimiz ) saidd,ne oldu sana..

1897.bölüm..

songül-- çiçek,sen yer işini ne yaptın..
irem-- yer işi ne ..
çiçek-- tuna hocam bana kızacak ama.. ben; burada okuyabilmek için- yatay geçiş sınavına girdim ,bir ay önce .. kazanacağım kesin gibi..
kardeşlerim de,önümüzdeki yıl üniversite için..gelecekler,kısmetse..  deneme sınavlarının puanları bile çok yüksek..
burada kalacak yer ve iş arıyorum ki.. onlara hazır olsun.. figen hanımın önerdiği,birkaç yere başvuracağım ..  evde de kalabilirsin dedi. ama yerini görmem.. kirasını ve kimlerin kaldığını öğrenmem lazım..

tuna-- özveri yapıyorsun.. niye kızayım ki, çiçek.. hepiniz için,hayırlısı olsun.. (cebinden anahtarlığını çıkardı ve iki anahtarı ayırıp.. çiçeğe verdi ) yeni eşyalı evi buldun.. güle güle otur.. gelecek yıl,kardeşlerinde gelir.. kalırsınız beraber..
annenin de,içi rahat eder.. (peçeteye de,adresi yazdı ..onu da verdi )

çiçek-- tuna bey.. ben,kabul edemem.. kimin evi bu,kirası kaç lira.. bilmiyorum ki..

tuna-- ben biliyorum.. anlatacağım ; bina merkezi yerde.. ulaşım.. ihtiyaçların temini, çok kolay..  bir nevi yurt diye düşün..  ben,bülent ve  yüzlerce kişiye ev sahipliği yaptı orası.. meslek sahibi olduktan sonra da.. oranın devamlılığı için..  karınca,kararınca cuzi katkılarını ,banka hesabına yatırmaya başladılar.. tüm giderler,oradan karşılanıyor..
mülk  sahibi de , sizin gibi başarılı öğrencilere bedelsiz vermem için.. bana rica etmişti.. .. yıllardır,ben ilgilenirim.. .

 bina,dört katlı..asansörlü,kaloriferli.. alt katta çok iyi bir kişi, mütevazi marketini çalıştırıyor..  birinci katta.. anne ve kızlarından oluşan dürüst bir aile var.. ikinci katı  size verdim..,üçüncü katta da..  son sınıf,üniversite öğrencisi altı kızımız kalıyor.. anne,kalanların annesi.. ablalar da,ablası..
 hiç birisinden kira istenmiyor.. iş gücü, emek ve dayanışma ile geçiniyorlar..
 market aylık  gıda,temizlik malzemelerini veriyor anneye..
o pişiriyor,hep birlikte yeniliyor.. ablalar öğretmen emeklisi.. ortaokul ve lise öğrencilerine ders veriyorlar.. isterseniz ,branşınızda sizlerde veriyor ve para kazanıyorsunuz..
bir kaç sokak ilerideki.. kuru temizleme ve kırtasiye dükkanları da..
para kazanmak için tercih edebileceğiniz yerler.. anlaşmamız var.. ablalardan birisiyle gitmek şartıyla.. sigortalı, part time iş hazır..  başka soracağın,birşey var mı..

çiçek-- yok.. çok şaşkınım..  irem hanımın ve sizin.. hızır aleyhisselam olabileceğinizi düşünüyorum,şu an..
candan-- bende..
batu--bende..
burhan-- ben eminim..
derya-- bende..
tamer-- ben şüpheleniyordum zaten..
yasemin-- ne yalan söyleyeyim,bende..
vahide-- tövbe diyin çocuklar..
hep bir ağızdan..  tövbe dediler..

tuna-- (gülümseyerek ) yok canım,değiliz elbette .. bu imkanların kullanımı ve beraberliğin,gücü.. sana birisi,yeteneğin doğrultusunda şans vermiştir.. sende,elinden geldiğince başkasına vermeye çalışırsın..
para önemli elbette ama içten gelen ,iyi niyetli emek paylaşımını da
atlamak olmaz.. damlaya damlaya,göl olur 'a güzel bir örnek bu..

melek-- tüylerim ürperdi inanın..
anar-- o banka hesabının numarasını,sizden alsam da.. düzenli ve sabit bir kaynak aktarımı sağlasam.. nasıl olur tuna bey..
rekin-- ben diyecektim şimdi..

tuna-- sağolun da.. bu vakıf değil.. şahıs hesabı.. rutin ve sabit miktarlar.. baş ağrıtır .. zorlama gibi,algılanmasını hiç birimiz istemeyiz.. aktarım yapmak gibi bir misyonunuz yok.. ama istediğinizde gönlünüzden  ne koparsa, yatırmanıza bir şey demem..

anar-- peki
rekin-- anlaştık..
vahide-- tuna bey,affedin ama yıllardır ilgilenirim dediğiniz için soruyorum..
irem-- vahide hanım,sözünü balla kestim.. çiğdemlerde pasta kesecekler.. birşey söyleyecek herhalde.. susmamızı bekliyor..

vahide--aa,sahiden öyle..  iyi ki uyardınız..

herkes piste döndü.. onlara bakıyoruz..
tuna çaktırmadan,teşekkür mahiyetinde..elini dizime koydu..

1896.bölüm..

irem-- enis beyle.. sana görünmek istemedi sanırım.. (anlattım konuşmalarımızı ) bülentin gördüğü belliydi.. ziyada,karşılaşmış büyük ihtimalle.. öyle anladım yani..
tuna-- senin dediklerin,açığa çıkması vs. mantıklı da.. durumun vehameti için.. görüşseler nasıl olurdu ,said nasıl tepki verirdi acaba.. gitmiş midir ki..
irem-- bilmiyorum.. yoksa karışacak mısın.. hemde sen..

tuna-- dalga geçmee..
irem-- niye, hak etmiyor musun..
tuna--................... ben bir bakayım..
irem-- baksan ne olacak.. adam senden saklandı.. göremezsin ki..
bir bahaneyle,saidi gönder.. oradaysa,münasip görürse.. konuşur..

tuna-- said geliyor.. ne istesem ki..
said-- irem hanım,tuna bey.. sigaralar bitti.. almaya gidiyorum.. sizde ister misiniz..
tuna-- sana zahmet olacak ama isteriz said..
(kalktı,cebinden para ve anahtarı çıkarıp, avucunu açtı )  arabayla git istersen..
said-- (anahtarı aldı sadece ) peki.. görüşürüz..
tuna-- saidd..
said-- sizi duymuyorum..

yürüyüp,çıktı salondan..

*********
meyveler ikram edilirken.. herkes çakır keyf olmuştu.. bülent , yeliz.. cafer,barbara.. mehmet,şule.. faruk,melis..kevin,liz.. maruf,zübeyde..  anar,yasemin.. candan,tamer..  ve yakın arkadaşları maşallah,daimi  pistteler..

 masalar arası ziyaretlerden dolayı.. herkes dağıldı..
mesela bizimkiler.. mr.smith ve radyo çalışanlarıyla beraberler..  biz de ziyaret ettik,onu da belirteyim..
ziya , zuhal.. bekir,sacide.. çiğdem ve yusuf beyle.. beraberler..
 gençler de,bizim masadalar..

burhan-- deryaa.. said gelmedi mi daha..
derya-- gelmedi,burhan..
tuna sigara verdi içenlere.. aldık,yaktı..

tamer-- garsona aldıralım dedim size.. adam,çevrenin yabancısı..
tuğrul-- yangına körükle gitme,kendisi istedi ya tamer.. market uzakmış,gelir birazdan..

anar-- bakalım,isterseniz..
rekin-- sen nereye gideceksin ki,anar.. benim gibi,sende yabancısın..
yasemin--(gülerek ) anar, artık o kadar da yabancı sayılmaz..  haftada üç gün,İstanbula geliyor..

tamer-- şikayet etmiyorsun değil mi,yasemin..
yasemin-- (gülümsedi ) yok da.. aylık eğitimde edebilirim,tamer..

burhan-- peki anar ne yapsın, ayrılsın mı.. işi var,rahat ve imkanları güzel dedikten sonra.. -kusura bakmayın da-hanımların bu tavrını anlayamıyorum..

irem-- burhan; yasemin özlediğini söylemek istedi sanırım..
burhan-- fevri cevap için.. affedin,yasemin hanım.. tutamadım kendimi..
yasemin-- önemli değil burhan.. seni anlıyorum..
özlediğimi ben ifade edemedim.. unutalım ve bana yasemin de lütfen..
burhan-- peki.. yasemin..

songül-- çiçek,sen yer işini ne yaptın..
irem-- yer işi ne ..

1895.bölüm..

orkestra elemanları,ara verdiklerinde..
mehmet bey de, dans için ayağa kalkmış demek ki..  

mehmet-- (seslendi ) ziya bey.. dans edecektik ama ara verildi.. erteleyelim mi,yoksa bizim için bir şarkı  lütfeder misiniz..
ziya-- estafurullah.. siz şule hanımı dansa kaldırırsanız, söylerim..

barbara-- hiç umudum yok,ziya bey.. şule hanım seviyor ama belli etmemeye kararlıydı..

ziya-- (el ele kalktıklarını görünce, gülerek) fikri değişmiş,demek ki..  beyler ,eşlerinizle ..piste buyrun,lütfen..

bizim masadakiler ve Adanadan gelenler.. hepimiz kalktık.. ziya da,hem dans ediyor.. hem söylüyor...

ziya--
bu gece bir başka çöktün içime
seni andım durdum sabaha kadar
okudum bendeki tüm mektupları
okudum ağladım sabaha kadar

 ziya-- iremm..
irem--
anılarla doldu taştı boş odam
andıkça kanadı içimde yaram
bir hayalin vardı birde sigaram
seni içtim durdum sabaha kadar


 ziya-- menekşee..
menekşe--
biran kulağımda çınladı sesin
ruhumu dolaştı ılık nefesin
uykuyu gözümden sildi hasretin
gözümü yummadım sabaha kadar
 seni seni içtim sabaha kadar
seni seni andım sabaha kadar

ziya-- beraberr..

anılarla doldu taştı boş odam
andıkça kanadı içimde yaram

bir hayalin vardı birde sigaram
seni içtim durdum sabaha kadar
seni andım durdum sabaha kadar
seni içtim durdum sabaha kadar

ziya-- devammm..
Yıllar geçse de üstünden (org çalan arkadaş,oturdu..çalıyor )
Bu kalp seni unutur mu
Kader gibi istemeden
Bu kalp seni unutur mu

ziya-- iremm..
irem--
Bir hasretlik yüzün vardı
İçimde bir hüzün vardı.
Söyleyecek sözüm vardı.
Bu kalp seni unutur mu.
Bu kalp seni unutur mu.
Kalbim seni unutur mu.

ziya--menekşee..
menekşe--
Anlamı yok tüm sözlerin
Sensiz geçen gecelerin
Yaşanacak senelerin
Bu kalp seni unutur mu
Bambaşka bir halin vardı
Fark etmeden beni sardı
Benliğimi benden aldı

irem--
Bana aşkı veren sendin
Sonra alıp giden sendin
Yollarımız ayrı derdin
Bu kalp seni unutur mu..
Oysa düşlerim başkaydı
Birden bire yarım kaldı
Yaşanacak çok şey vardı
Bu kalp seni unutur mu
Bu kalp seni unutur mu
Kalbim seni unutur mu

ziya-- beraberr..
Bambaşka bir halin vardı
Fark etmeden beni sardı
Benliğimi benden aldı
Bu kalp seni unutur mu

Bu kalp seni unutur mu
Kalbim seni unutur mu
Bu kalp seni unutur mu
Bu kalp seni unutur mu
Kalbim seni unutur mu

alkışı anlatamam size.. teşekkür ettiler,üçümüze..
mehmet bey,çok mutluydu.. şulenin bakışı da,birşeylerin değiştiğinin göstergesiydi sahiden..

orkestra elemanları yerlerine dönüp,çalmaya başladılar.. pistteyiz de zaten..  uyum sağlamak adına biraz oynayıp.. tunayla yerimize döndük..
bizim masada kimse yok..

tuna-- unutur mu..
irem-- unutmaz.. ama pek ala ,unutmuş gibi yapabilir..

tuna-- üstelik dediğin neydi..

irem-- (bir sigara yaktım) derya hamileymiş.. biz konuşurken,vahide hanım müjde vermedin mi,irem hanıma dedi.. anladım ve verdi dedim..  saide söylememiş.. ve  düşünmüyordu.. belki de hiç bilmeyecek.. iyice anladım ki; annenin kaderi,çocuğuna miras kalıyor..kadersizsen,hiç değişmiyor.. her yerden darbe alıyorsun.. doğacağı bile meçhul,masum bir yavru var.. ve ben biliyorum..  ne yapmalıyım,söylesene..

tuna birşey demeden.. kolunu omuzuma koydu.. parmaklarının kavraması,güç veriyor da..  ben tatsızım..

tuna-- ben geldiğimde,kiminle konuşuyordun.. sarmaşıklara bakman
normal değildi de..

23 Temmuz 2013 Salı

1894.bölüm..

ziyayla zuhal geldiler..

ziya-- neşeniz bol olsun..
eren-- aminn..
tuğrul--çok eğleniyoruz ziya..bildiğin gibi değil..  tunayla,irem gecenin yıldızları..

zuhal-- (tunaya baktı ) irem.. ne yaptın abime..
ziya-- vicdansız kuzenler.. abii,zuhal var yaa..
tuna-- eeee...
ziya-- iyi ki,var dedim.. canımmm..

bir kahkaha daha yükseldi..

bülent--( iki sandalye çekti..herkes de,gönüllü olarak kaydırdı sandalyelerini.. ) gel,kardeşim. ben ilgilenirim seninle..
ziya-- sağol da,sıkıştırmayalım sizi..
bekir-- samimi olduk,işte ziya.. biz memnunuz halimizden..

bülentlerle, turgut abimlerin arasına ..zuhalle ziya da oturdu..
karşımızdalar.. sağol,hoşgeldiniz dedik.. ziya çalışanlarımın olduğu diğer masaya da merhabaa dedi.. çiğdemler de geldi.. onlarda hoşgeldiniz dediler..
garsonlar,servisleri yerleştiriyorlar..

yusuf-- ziya beyler de geldiğine göre.. kadro tamamlandı.. artık eğlenelim diyorum..
ziya-- bir nefes alalım.. geliriz ,yusuf bey..
çiğdem-- çok gecikmeyin..
tamam dedik.. onlar gittiler..

barbara-- (gülerek ) yol uzun muydu,ziya bey..
bülent çevirdi ..
ziya-- (gülümseyerek ) evet,barbara..  ama değerlendirdik..
biz güldük de..

bülent-- ziyaa,insaf oğlum.. ben bunu nasıl çevireyim..
ziya-- hepinizin içi fesat.. araba kullanırken, zamanını .. konuşarak değerlendirirsin.. yani ,biz öyle yapıyoruz.. sizi bilemem tabi..

mahmut bey,usturuplu bir şekilde çevirdi.. ziyanın dediklerini..

eren-- (gülerek ) off of.. iyi ki,geldin ziya..
zuhal-- ben gideyim mi,abi..
eren-- aman zuhall.. aşkolsun..

ziya , ikisinin bardaklarını doldurdu.. kadehini kaldırıp..

ziya-- şerefinize ..
içildi..
tuna-- halamın keyfi yerinde miydi..
zuhal-- evet..gayet,güzel anlaştılar..iyilerdi,tuna..
menekşe-- ziya,arabayla gelmişsin.. nasıl kullanacaksın,burası İstanbul..

gönül-- etrafta saksı da yok..
tuğrul-- zuhalin de ehliyeti yok..
bülent-- olsa bile veremez ki,şirket arabası..
ela--hem zuhal de , içiyor..

ziya-- (gülerek,bitirdi bardağını.. tekrar koyarken ) öyle gerekti menekşe.. nasıl gideceğimizi düşünmeyin siz..
orhan-- istersen ben kullanırım..
ziya-- abimm,sağol.. sorun olmayacak..

nedim-- nasıl.. yolu varsa,bize de anlat..
ziya-- yolu..- sarhoş olursan- taksiye binmek nedim bey..

içkiler dolduruldu,yeniden.. zuhal,birşey yemeden içiyor.. hiç böyle yapmazdı.. baktım gözüne.. ne oldu der gibi..
gülümsedi ve o da bana işaretle,sizde ne var dedi..

sacide-- siz ne güzel ,anlaşıyorsunuz öyle..
irem-- anlaşırız ,sacide abla..
menekşe-- ben ,neşelerdeki halinizi hatırlıyorum niyeyse..
ela-- (gülerek ) bende..
zuhal-- (içini çekti )  bizim için de,değişik bir deneyimdi..

irem-- yine yaparız,hayatım..ne üzülüyorsun..  toplanırız ..ben iki dakikada,sinirlendiririm seni..
gönül-- madem kendini affettirmişsin,riske girme irem.. zuhalin sakinliği ,yanıltıcı bence..
ziya-- çokk doğru gönül.. irem de,bende hala kanıyoruz ..

irem-- (güldüm ) ben akıllandım..  zuhali ancak ..o geceki  konular çerçevesinde, sinirlendirebilirim.. o da,intikamını alır..
merak ettiğim; evdeki  onlarca kişiye rağmen.. zuhale derdini anlatan..
bana bile reçete veren,becerikli .. uzun yol boyunca,fırsatı nasıl değerlendiremedi acaba...tavsiyelerini mi unuttu yoksa..

ziya-- yok da.. ilaç içerikleri , kişiler ,ortam vs.değiştiği için.. çok etki etmiyor..
yer ve kişi sayısı değil ,önemli olan..  ben aynıyım da,muhatabım -bir nevi -bağışıklık kazanmış..  haddimi aştığımdan,bilinçli bir süründürme durumu içindeyiz.. anlatabildim mi..
irem-- evet.. normalde, şimdi sana oh olsun demem gerekirdi ama diyemiyorum..
karşında zuhal var,sana kolay gelsin.. başkasına akıl vermekle,yaşamanın farklılığını böyle anlamanı..gerçekten istemezdim..

ziya-- sağol..

tuna-- karşındaki, karın ziya.. hak ettiğini düşündüğünden.. biraz sürünmeni istemiş olabilir.. ama en doğal halinle,samimi hislerini aktarabilirsen.. direnci kırarsın bence..

irem-- aa,karıştınn.. hemde sen..
zuhal-- sahi tuna.. sen kimden yanasın..
tuna-- sizden yanayım ve karışmadım.. fikrimi söyledim.. karar onun..

ziya-- (birden zuhale dönerek,ellerini tuttu )

Yolları gözler durur ,gelecekse beklenen
Aşk-ı virane olmuş, özlemese özlenen
Can deli divanedir, canan derman canıma
Sevda tenimi yakan, hayat versin kanıma
Gönlüme tahtını kur, vuslata oldum hazır
Gülümsesin gözlerim ,gelsin haneme huzur
Arz-ı hali eylerim de, derde çare bulamam
Civânım bana yetiş ,sende hare bulamam
(alıntıdır )

hepimiz,ilgi ve hayretle dinledik..  bravo denildi..

zuhal--(gözlerine bakıp )
  sen gözlerimin önünde,içindeki beni harcarken..
 ben bir an bile,seni unutmaya meyletmedim..
sen bildiğim gibi kalmadın ama..
ben unuttuğun gibiyim hala.. (murathan mungan )

 çok hoşumuza gitti.. ikisini alkışlarken..
ziya "bende " diyerek ,zuhale sarıldı...zuhal de,tepkisiz kalmayınca.. ıslıklarla destekledik..
ayrıldıklarında..
ziya-- sağol abi..
tuna-- ne yaptım ki.. seçim,uygulama ve karşılık on numaraydı..

maruf-- siz neymişsiniz,böyle..
kevin-- şaşırttınız bizi..
cafer-- şarkı,şiir ..kelimelerle aranız iyi..
mahmut-- bende çokk beğendim.. cevap çok güzeldi..

barbara-- özür,teklif ve barışma.. harikaydı..
bekir-- etkilendim,doğrusu..
eren-- helal olsun,ikinize de..

tuğrul-- zuhall.. bu laf ebesini ,mat ediyorsun ya.. bravo sana..
bülent-- ziyaa, yüz karası olmuşsun sende..

ziya-- (gülümsedi ) teşekkür ediyorum.. zuhal,bazı konularda.. beni her zaman mat eder.. şarkı benim,şiir de onun alanı.. aslında.. abim,diyince deneyeyim dedim..
istediğin gibi düşün,bülent..karımla ben,iyiysek.. hiç umurumda olmaz.. kompleks de yapmam..

tuğrul-- şimdi de yapma öyleyse.. (ayağa kalkıp,elini uzattı zuhale..  ) dans eder miyiz..
zuhal-- (şaşırıp bir abime,bir elaya baktı.. ) ederiz de..
ziya-- (elaya bakıp ) elaa,tuğrul abinin gözü bozulmuş.. zuhali,sen sandı.. çaresine bakıver..
ela abimin elini tutup,kalktı ve tuğrul abimi  piste  götürürken..
ela-- yarın kesinlikle,göz doktoruna gidiyorsun..

biz kahkahayı koyverdik..


1893.bölüm..

mahmut bey,çeviriyor maruflara..

irem--  cevap veriyorum..  tehdit etmedim ki,yapabilirim dedim..
 o da ,gerekli mesajı aldı..
sağolsunlar,beni yiğen olarak kabul eden birkaç kişi var.. abiciğim..
bazıları sülalemi tanıyıp,bebekliğimi biliyormuş.. bazıları,sonradan olmuş.. fark etmiyor..  allah hepsine selamet versin..

bekir-- sağol..

eren-- anlaşıldı.. bende size, amca diyebilir miyim bekir bey..
tuğrul--(gülerek)  erenn.. onların amca -yiğen ilişkileri çok farklı..
birbirlerini  zorlayıp.. nazlanıyorlar,hisseler havada uçuşuyor..
irem,işi çözmüş de.. bekir bey,seni yorar.. hiç imrenme bile..

bekir-- doğru,hala demek istiyorsan.. diyebilirsin eren..
eren-- vazgeçtim..
güldük..

orhan-- bilmece gibisiniz.. sizi,dediklerinizi anlamak.. beni zorluyor inan ki..
yaşlandığımı hissettiriyorsunuz..
bülent--  delikanlı abim.. yaşla alakası yok..mesela -dönemsel farklılık gösterse de-bende tunayı anlamıyorum..
özellikle hasat zamanı, o kavurucu sıcakta .. ..tuna,özüne dönüyor .. oluyor ,bir barut fıçısı.. yaklaşan, nasibini alıyor.. saçlarımın,dişlerimin dökülmesi.. sayesindedir..
güldük..

tuğrul-- o sıcakta,sende arazide çalış da.. nasıl kişilik değiştiriyorsun,görelim bülent bey..
tunayı taktiri hak ediyor.. sorumlu olmak farklıymış..  ben bir ayda mahvolmuştum..  ışıklandırmayı iyi ki yaptırmış.. ancak geç saatte..  kanala girince kendime geliyordum..
yorgunsun ama  sineklerle,boğucu havada.. uyuyamıyorsun ki..
sabah güneş doğmadan..... bir kanal ziyareti daha..

irem-- (abim hala anlatıyor da.. bizim,kurbağalı doğal kanalımıza düşeceğim ..geldi aklıma.. yüzümü buruşturup ) abii.. konuyu değiştirir misin,lütfen..

tuna bana bakıp.. gülünce..
tuğrul-- (göz kırpıp ) hayırdır.. kötü bir anı'n mı var..
yeliz-- çocukluğunda,kanala mı düştün yoksa..

irem-- düşmedim,kötü de değil.. ama sormayın.. bana hatırlattıkları,hoş değil..
menekşe-- tuna,sen niye güldün öyleyse..
tuna-- menekşe ;burada beraberiz ama herkesin gördüğü,algıladığı ve etkilendiği şeyler farklı değil mi.. onun gibi düşün..

bekir-- irem,çok  merak ettim...
irem-- (kızgınlıkla,döndüm ) hoş değil diyorum ,bekir ağa.. ısrar edersen.. o anı ,sana çok pahalıya patlar.. % 20 ye razı mısın..

bekir-- havada bulut,sen  % 20 yi unut.. söyleme,istemiyorum..  insan fırsatçı olur da.. bu kadar vicdansız ,olmaz canım..
irem-- yolundan yürümeye gayret ediyorum,amcacığım..

eren--  molaa... % 20  senin için.. nedir ki,bekir amcası.. ver yiğenine.. sevinsin yavrucak.. çekirdek alacaktır,belki..

bekir bey,kalkıp ..cebinden çıkardığı bozuk paraları avucuma koydu..  iki buçuk lira ancak vardır..
bekir-- yiğenim, çekirdek alıver..  erenle paylaşırsınız...

kahkahamız çınlattı salonu..

1892.bölüm..

yürüdüm yerimize doğru.. tuna da arkamda.. gülerek yerime oturdum..
nazik kocacığım sandalyemi itti ve oturdu yanıma..
tabaklarımız değişmiş.. bir lokma almıştım ki..

bülent--( gülerek geldi ve yerine oturdu o da.. )  maç, kaç kaç.. skor ne..

herkes gülerken.. tuna kendisine içki koydu.. bana da sordu,içmem dedim..

eren-- tuna tuş olmuş,sesi çıkmıyor..
tuğrul-- aferin gelin.. iç bu gece,benden sana izin..

nedim-- bu laf,çok sakıncalı tuğrul bey..
güzide-- bence de..

bekir-- e birşey söyleyin.. sessizliğinize alışık değiliz..
tuna-- (bardağını kaldırıp) şerefinize..

içip ,bardağı tekrar doldururken.. bende birkaç lokma daha yedim..

orhan-- durum vahim gibi..
sacide-- irem konuşmadığı için,inanabilirim..

rekin-- ortağımm ? öyle mi..
irem-- (gülümseyerek baktım rekine) değil,ortağım.. bu gece de siz konuşun,ben dinleyeyim.. yorgunum,biraz..
abim,böyle durumlarda ..içki fena çarpıyor beni.. dağıtırım, hiç sırası değil..

barbara-- adrenalin diyordun,irem..
irem-- fazla geldi,barbara..
maruf-- tunaya da fazla gelmiş.. sarhoş olmak ister gibi içiyor..
tuna-- evet de,ben dağıtmam merak etme..

bülent-- canım arkadaşım.. gidiyorum diye hüzünlendi,herhalde..
birde tuş olunca,ipin ucunu bırakmış..  oğlum,yavaş iç.. gideceğim,o geceki gibi ilgilenemem .. irem de ...
tuna-- bülenntt..

bülent-- nee.. yanında diyecektim..
eren-- anlat bülent.. etki ettin.. dördüncü duble bitmedi..
bülent-- ben anlatırım da,tuna vurur beni..

nedim-- irem hanım vurmayacaksa,korkmayın.. tuna bey,kıyamaz..
bülent-- iremden de,emin olamıyorum ki..
irem-- (bülente bakıp,gülerek) isabetli bir karar,bülent.. açığın çok..
vurmam da..  amcama söyleyebilirim seni..

bülent-- hah hah hah.. sustum..

bekir--bülentin açığından  haberdar değiliz..  birisi öz,üç amcan var  diye biliyorum.. çocuğu tehdit ediyorsun da,hangi amcana söyleyeceksin..

eren--amcaların kimmiş.. bekir bey biliyor da, biz niye bilmiyoruz..

20 Temmuz 2013 Cumartesi

1891.bölüm..

irem-- hiç kusura bakmayın,çağıramam da..iletemem de.. benim kocam melek ama çok kıskanç..  beni karıştırmayın rica ederim.. huzurumu, bozamam..

 bir not yazın,burhana.. o da burada.. kime söylüyorsam bende.. biliyorsunuzdur nasılsa.. o ,bülenti de.. saidi de,getirir yanınıza..
ama burhan,deryayı bilmiyor.. gerçi deryayı, hiç kimse bilmiyor.
sahi deryanın ve saidin durumundan nasıl haberdar oldunuz ki..
hala bağlantınız mı var.. kızı da mı ,takip ediyorsunuz yoksa..

enis--hayır hayır.. ne takip,ne bağlantı.. hiç ilişiğimiz yok, derya ile..
üstleri deryaya, istifa ettiğinde..  insani ve resmi olarak söz verip.. kayıtlarının gizlenmesi isteğini kabul etmiş ve taahhüt vermişler.
 ama said; kabul edilemez bir ihmal neticesinde, öğrenmiş..
teyit için de.. emniyet müdürlüğünü arayıp.. deryanın sicil numarasını vererek,şikayetçi olmuş..  personel de..şikayeti işleme almış..  o sayede, durumdan haberdar olduk..
borç dediğim bu.. kesinlikle bilmemeliydi ,said..
ben burhana not göndermeyeyim de..  beklediğimi söylersen.. sevinirim..

irem-- olur da.. burhan ,mutlaka kuşkulanacak..  said kimliğinizi öğrenecek.. açığa çıkacaksınız.. çağırmanız sizin için, sıkıntı yaratmaz mı..
ikisi de,perişan ama said ,derya için durumlarını konuşmayı erteledi.. yeniden.. hemde bu gece, gündeme getirmek.. doğru olur mu..  emin değilim..

enis-- bende ama derya için bunu yapmalıyım.. (durdu ve sarmaşığın arkasına geçiverdi birden ) tamam,sonraya kalsın.. uygun bir zamanda, görürüm onu.. gelen varmış.. size iyi geceler.. bülent beyi bekliyorum..

 omuzumu bir el tutunca.. irkilip,döndüm.. tunaymış..
enis bey,tunayla karşılaşmak istemedi demek ki..

tuna-- ne yapıyorsun burada.. daha girmedin mi sen..
irem-- yok.. lavoboda takıldım.. çok eğlenceliydi.. sen nerede takılıyordun..
tuna-- bende çok eğlendim,arabada..
irem-- halimizden eğlendiğimiz belli zaten.. içeride de devam edelim bari..
tuna-- tabi,buyur sen.. bülent bebeklerin yanındaydı.. arabada üstünü değişiyor.. gelsin,bizde gireriz..
irem--  ben içeri tek girmem..bülent,sen olmadan da gelebilir pek ala..
tuna-- iyi,gel hadi..

 girdik.. aman bir coşku,bir keyif.. kahkahalar atılıyor.. pist dolu.. yemekler yeniliyor.. cıvıl cıvıl, herkes..
kapının yanında duruyoruz.. ışıklar da loş..

irem-- girmesemiydik acaba.. sonra herkes durgunlaşıp..halimizden kendisini suçluyor..
tuna-- kimler..
irem-- çiğdem.. barbara.. derya ve diğerleri.... herkese laf anlatmaktan ,sizinle ilgili değil.. demekten yoruldum.. deryaya da,meselenin kendileri olmadığı konusunda yalan söyledim.. senin, öğrensen daha tepkili olacağını tahmin ettiğinden.. ,inandı garibim.. üstelik..

tuna-- üstelik ne?.. said bana ,bazı sorunları olduğunu söyledi.. dertleştik.. ama yüzeysel.. çok dürüst ve düşünceliydi.. ikinize de laf getirmeden.. sıkıntısından bahsetti..
"irem hanımı çağırmamı,umarım yanlış anlamamışsınızdır.. sizi üzmeyi,kesinlikle istemem .. maruf,çok kızdı bana.." dedi..

irem--hıı.. bak sen, allahın işine.. demek,ucundan kıyısından.. dertleşerek.. sende karıştın.. çağırmana tafra yaptım diyip.. sen dürüst oldun mu,peki..

tuna-- nasıl olsaydım ki.. hem tafra yapmadım, ben.. cesareti nereden buldu dedim..

irem-- diyelim ki; hani dertleşip yakınlaştınız ya.. birazdan.. o bulduğu cesaretle... seni çağırır yada.. herhangi bir isteği olursa.. kolundan tutup.. herkesin gözü önünde,hesabını sormazsam.. bana da irem demesinler..
akıl vermekte üstüne yok.. durup,erteleyebilir ve bekleyebilirdin demiştin bana.. niye sen yapmadın..

tuna--................ aynı şey değil..

irem--  geç bunları ,rica ederim.. ufak tefek kıskançlık değildi, bu yaptığın.. kırdın beni..
herkesi yolcu edinceye kadar.. sabrederim.. sonrasında bir yere gidilirse, ben yokum.. istersen ,benimle gelirsin.. istersen gelmezsin.... takılmak konusunda,serbestsin..

yürüdüm yerimize doğru.. tuna da arkamdan geldi.. .. gülerek yerime oturdum..
nazik kocacığım sandalyemi itti ve oturdu yanıma..
tabaklarımız değişmiş.. bir lokma almıştım ki..

1890.bölüm..

irem--(öyle kötü oldum ki ,anlatamam.. ama belli etmemeliyim diyorum devamlı ..bulantımı düşünmeden,doğal konuşmaya çalışıp.. elimi sırtında dolaştırdım) deryacığımm,duygusallığın had safhada .. seni anlıyorum da.. hadi topla kendini.. said fark etmesin.. bizden önce,onun öğrenmeye hakkı var.. bozulur bak..

vahide-- bende dedim ama kızımız inat.. irem hanım,içeri girelim de.. otursun biraz ..  titriyor..
irem--(o görmeden,elimle midem bulanıyor diye işaret ettim )  sen götür, vahide hanım.. deryacığım gözün aydın, olsun.. uğur,bereket ve huzur getirsin size..

vahide-- aminn.. deryaa..
derya-- daha kabullenemedim ki,vahide abla.. amin,irem hanım.. hepimize inşallah..

onları da gönderince.. midemdeki bulantıya,daha fazla dayanamadım.. kimsede kalmamıştı zaten.. lavoboya zor attım kendimi.

********

kıyamam derya, hamile ha..
annesi ve kendisini kıyaslamasının.. ruhi çöküntüsünün, asıl nedeni buymuş demek.. saidle arasının bozulmasından da sevinemedi tabi,aksine mutsuz..
off of.. birde tunaya biz bozulduk..

deryaya ve ilgilenenlere yalan söyledim..
 düğün, eğlence.. yapıyoruz güya,hale bak..
bu geceyi ,kazasız belasız tamamlasaydık hayırlısıyla..
midemdekilerden kurtuldum da.. elim ayağım, titriyor..

çıktım lavobodan..  koridorun sonundaki balkonu görünce,yürüdüm oraya..  kapıyı  açıp,çıktım..  yağmur kokusunu getiren, serin rüzgarı ciğerlerime doldurdum.. sakinleşmek için.. derin derin,çektim içime..
karanlıkta,trafikte ilerleyen araçların ışıkları.. ateş böceği gibi görülüyor..
gözlerimi kapatıp.. herkes için.. ayrı ayrı dilekte bulundum..  özellikle bebek için,dua ettim allaha..

etolsüz olduğumu,üşüyünce fark ettim.. balkonda fazla kaldım diyerek..  salona gitmek için.. dönüp ..hızlı ve etrafıma ilgisiz, koridoru geçtim..
 bebeklerin bulunduğu odaya bile bakmadım..  restoranın kapısını itip girmek için,elimi uzattığımda..

enis-- irem hanım,çok dalgınsınız..

irem--( başımı kaldırıp,sesin geldiği tarafa döndüm..enis bey, yan taraftaki sarmaşıkların önünde..gülerek bana bakıyor.. sakallı olmayınca,gençleşmiş sanki.. saçlar muntazam taranmış.. çok da şık.. tiril tiril ,bir takım elbise giymiş.. beyaz gömlek falan..  tokalaştık..) evet .. dalgın,sıkıntılı ve hüzünlüyüm enis bey..
sizi burada görmeyi beklemiyordum,sürpriz oldu bana.. nasılsınız..

enis-- teşekkür ederim..
 irem-- buyrun lütfen,arkadaşlarımızın düğün yemeğinde beraber olalım.. yabancı kimse yok..

enis-- sağol da, ben.. iki kişiye,borçlu hissettiğimden buradayım..  bülent beyin bebekleri olmuş ve gidiyorlarmış.. hediyemi verip,teşekkür etmek istedim.. (içini çekerek)
diğeri derya.. durumunu öğrendim de..   bazen istemesen de,gizlemek zorundasındır.. bu yalan yada karşındaki kişiyi kandırmak değildir.. beni anlıyor sunuz değil mi..

irem-- kısmen anlıyor , kısmen de hak veriyorum enis bey.. ama olay
başkasını ilgilendiriyor artık.. çiçek ve burhanın ayrıldığı yetmezmiş gibi.. bir yuva  sarsılıyor, malesef.. ve ben hiç birşey yapamıyorum.. anlasam ne olur..

enis-- anlamanızı ,kendim için istemiştim.. mesleğimi biliyor sunuz değil mi..

irem-- evet,duydum.. şalvarlı..sakallı ama samimi amca yiğenken.. saf saf ,içimi size döktüğümü düşünüyorum da.. kendime inanamıyorum..  yakın zaman öncesinde, mesleğinizi tesadüfen öğrenince.. ona da inanamadım.. şok yaşadım sayenizde.. ben hiç kolay affetmem, enis bey.. fakat,burhanda.. deryada ve sizde  birşey var..- samimiyetinizden,iyi niyetli yaklaşımlarınızdan ve zaman içinde yaptıklarınızdan.. sanırım.. -her şeye rağmen.. size güven duyuyorum ..
burhan ve derya kardeşim.. başımın üstünde, yerleri var.. size de saygım sonsuz.. ileride,nasıl düşünürüm bilmiyorum.. bey ve hanım olduk  ama sizi,çiçekçi amcam olarak görüyorum hala..

enis-- (gülümsedi ) teşekkür ederim.. öyle de kalmak isterim.. amacım kandırmak,faydalanmak vs.değildi. emin ol..
gecikiyorsun..eşin gelmeden, bir an önce konuya gireyim..
saide izahat için.. -deryayı ve görevini anlayabilsin diye..-gerekli mercilerden dökümanlar aldım..  ya sana vereyim,ona ilet.. yada onu bana çağır..
ben giremiyorum malesef..

18 Temmuz 2013 Perşembe

1889.bölüm..

hanımlar camın önünden ayrılamadık.. erkekler, girişteki koridora ilerleyip..  sigara yaktılar..  bizi görmüyorlar..

yelize hepsi.. takamadıkları altınları verdiler.. o da teşekkür ediyor..
çiğdem,ela ve gönül.. sokuldular bana..

çiğdem-- anlat bakayım,size ne oldu..
irem-- birşey olmadı,canım..  konuştuk,işte..
ela-- söylesene,konu tijen mi..
irem-- hayır,özel bir meseleydi ela..
gönül-- biz;tunanın  said sizi çağırınca.. bozulduğunu sandık da..
çiğdem-- eğer öyleyse,suç benim.. gaza getirdim.. derhal hatamı telafi ederim, irem.. seni sıkıntılı gördük çünkü..

irem-- daha neler,çiğdem.. said damadımız..bozulma, hata söz konusu değil.. sizlerle de alakalı değil.. açıklamamı istediği konuyu anlattım.. sorun kalmadı..
öğrenmek için,zamansız ısrarından..sıkıntılıydım..her zaman kuzu gibi halini görmeye alışıksınız da..  kocacığım sürpriz yaptı..
 ama bunun acısını çıkaracağıma da emin ol..  siz,eğlenmenize bakın..

barbara ,zübeyde ve liz yaklaşınca.. onlar ayrıldı yanımdan..

barbara-- konu biz miyiz,irem hanım..
zübeyde-- yolda öne geçtiğin için,tafra yapıyorsa.. ilk sıradan, derhal marufun yanına inecek irem..
liz-- nazar mı değdi,size..
irem-- (gülerek,üçüne de baktım) nazarı bilemem ama sizlerin tahmini doğru değil hanımlar.. lütfen canınızı sıkmayın.. mesele özeldi,konuştuk.. bitti.. tamam mı..

tamam dediler.. derya gelirken.. salona girdiler..

derya--  mesele benim değil mi.. tuna bey,kızdı size..
irem-- (ellerini tuttum, gülerek ) derya , tunayı uzun zamandır tanıyorsun.. eğer öğrense ,tepkisi daha farklı olurdu değil mi..
derya--....................
irem-- herkes soruyor da,söyleyemiyorum ki.. incir çekirdeğini bile doldurmayacak, bir aile meselesi olduğunu..
halası yaşlı kadın,burada gürültüden.. dumandan rahatsız olmasın diye.. çiğdemin annesiyle beraber ,eve gidin halacığım demişim de.. halası üzülmüş.. ziyayla zuhal,götürdüler.. ara getirsinler diyorum, ona da yanaşmıyor..
biz ayrı ayrı geldik,arabaya sığmadığımız için.. fırsatını bulamadığından.. söyleyememiş.. piste çıkarken,döktü içindekini..
olan bu hayatım.. seninle,sizinle hiç alakası yok.. anladın mı..

derya-- doğru mu söylüyorsunuz..
irem-- evett.. aşkolsun.. bana inanmıyor musun..
derya-- inanıyorum da.. öyle sandım..
irem-- yanlış sanmışsın canım.. sen nasılsın..

derya-- bilmiyorum.. bedenim burada ama ben değilim..
saidi,o gece  beklemiyordum ama geldi..sarıldı,öptü.. sakinleştirdi beni..
halen, iki gün önceki gibi davranıyor.. hiç bir şey olmamış sanki..
gelmeden  ısrarla kuaföre götürdü,beraber eve geldik.. bana aldığı kıyafeti .. ayakkabı ,çantayı gösterdi..  gayet neşeyle, çantamızı hazırladı..
  niye ve nasıl değişti.. ne oldu,olacak.. hiç bir fikrim yok.. belirsizlik içindeyim..

vahide hanım gelip ,belini tuttu deryanın.. gülerek,kısık sesle..

vahide-- aramızda kalsın,saide sürprizin sırasını bekliyorum dedin   ama irem hanımın bilmeye hakkı var ,değil mi derya.. daha söylemedin ,herhalde.. zıplamadı da..

irem-- (deryaya bakıp,içtenlikle gülümsedim ) söyledi canım.. kimse anlamasın diye zıplayamadım da.. çokk sevindim,vahide hanım.. darısı size olsun.. kutlamalar ,bir arada yapılacak inşallah..

vahide-- ah,. bir atlatsaydık hayırlısıyla..  derya müjdeyi verirken,saidi görmek isterdim doğrusu ..allah tamamına erdirsin ..sağlıklı olsun inşallah..
içim içime sığmıyor, irem hanımm.. teyze oluyoruz, düşünsenize..  

inşallah ,ben de senin gibiyim..dedim.. derya gözleri dolu dolu,sarıldı ikimize de.. 

1888.bölüm..

bizde dahil ,hepimiz ;
 bekir bey-sacide hanım.. vahide hanım-rekin..
said-derya.. eren-gönül.. menekşe-orhan.. tuğrul-ela.. çiğdem-yusuf..
güzide-mahmut.. gülderen-nedim bey ve bülentler.. salondan çıkıp..
koridorun sağ tarafındaki ,odanın önüne geldik.. yeni doğan ünitesi gibi.. kocaman bir penceresi var...

bülent.. camı tıklatınca.. ayşe (steril giyinmiş.. eldivenli,boneli ve ağzında maskesi var..) gülerek koltuğundan kalkıp.. arabaları cama yaklaştırdı..  bebekler yattıkları yerde, tepiniyorlar..
içeride.. üstlerine ,yeşil örtüler serilmiş..  divanla ,masa  var..
 çantaları.. iki muhafazalı biberon.. ayşenin yiyecekleri.. telefon ,klima ve televizyon da görülüyor..
kadıncağız,gönüllü mahkum olmuş da.. neyse ki,haberleşmek için..  bülentin kemerinde çağrı cihazı varmış.. mahmut bey,sorunca öğrendik..

sıralandık,bakıyoruz..
 " maşallah..uzun ömürlü,sağlıklı olsunlar.. çok tatlılar.. size benziyorlar bülent bey.." gibi laflar ediliyor..

nedim-- ne güzel,ikisi birden büyüyecekler işte..
yeliz-- (gülerek ) inşallah,darısı size olsun.. nedim bey..
aminn dediler..
said-- yeliz hanım; duanız kabul olabilir.. bizde dahil,tüm isteyenlere olsun desek..
yeliz-- haklısınız.. allah ,hepinizin gönlüne göre versin diyelim.. o halde..
amin dedik..
menekşe-- iremin,içten duaları kabul oluyor said.. şahit olduğumuz için biliyorum..
mahmut-- bizde şahitiz..
çiğdem-- hisleri de kuvvetli.. tespitleri,isabetli.. yusufun bakışından,anlamış..
o bana görür görmez,söyledi de.. yok canım demiştim..

nedim-- hele benn.. neye uğradığımı şaşırdım.. irem hanım olur olur, nedim bey iyi çocuktur diye gaz vermiş..  gülderen de, bana teklif etti..ağzım,dilim bağlandı..yok diyemedim..

irem-- (nedim beyin arkasına bakarak .. kimse olmadığı halde) oo,burhan.. bizde kulağını çınlatıyorduk..
nedim-- (yüzünü buruşturup ) eyvah...
haline ,kahkahayla güldük.


1887.bölüm..

slow müzik çalmaya başladı da.. eşler dans için,sarıldılar.. bize de,deryalara da vesile oldu .. eşleri olmayanlar ,oturdu.. biraz sakinleşti pist..

eren-- ne çok konuştunuz,sorun mu var tuna..
tuna-- yok abi.. ama gerekiyordu..

orhan-- iremm,keyfim yerinde olabilir değil mi..
irem-- (gülümsedim ) evett,olsun..

tuğrul-- bizde duyalım..
irem-- öğrencisi evlendi,şahitlik yaptı.. diğerleri yanında..  bülentlerde
geldi.. orhan abinin keyfi yerinde olmalı, tabi ki..

tuğrul-- hiç inanmadım..
irem-- idare et öyleyse,abiciğim....

çiğdem-- tunaa,yüzünü asacaksan.. evlen demeseydin kardeşim..
tuna-- (gülerek ) ben,ne yaptığımı  ancak fark ettim..çiğdem..
yusuf-- irem hanım,lütfen yardım edin..
irem-- elimden geleni yaparım,yusuf bey.. uzaklaşalım sizden..
yusuf-- elbettee..

bekir-- tunayı keyiflendirmek,için.. hisse vermek de olmaz..irem çaresine baksana..
yeliz-- benim yüzümden,irem çok yoruldu bekir bey.. dans ediyorlar ya.. biraz sonra.. eminim tunanın keyfi yerine gelir..
bülent-- ben gönüllü amigoluk yapabilirim.. maç da anlatabilirim,isterseniz..

tuna-- (gülümseyip ) seni sağlam gönderelim diyorum bülent..ama sen bilirsin..
bülent-- nedim bey,duydunuz değil mi .. beni tehdit etti..
nedim-- ben birşey duymadım.
mahmut-- bizde duymadık.. bebekleriniz neredeler..
yeliz--çiğdem, içeride oda hazırlatmış .. bülentte steril olmasını sağladı olabildiğince.. ayşe hanım yanlarında ,sağolsun..

vahide-- allah bağışlasın.. analı babalı büyüsünler inşallah. görebilir miyiz yeliz hanım..
yeliz-- tabi ki,vahide hanım.. sağolun..
vahide-- aşıları yoktur daha.. yaklaşmamamız gerekiyordur, biliyorum da.. altınlarını takmak ve görmek için sordum..

bülent-- vahide hanım, aşılarını yaptım da.. mikrop alacaklar diye aklım çıktığından.. ayşe hanım gösterebilir, ancak..biz bile girmeyeceğiz..  kucaklamak için ,bir yıl beklersiniz değil mi..

vahide-- (gülümsedi ) bekleriz,bülent bey.. önemli olan onların sağlığı..
bülent-- teşekkür ederim.. beş günlük bebeğin bu tarz bir yere kesinlikle gelmemesi lazım ama çaresiz kaldık..

said-- biz de,görebilir miyiz..
bülent-- görürsünüz said.. hadi gelin gidelim,isterseniz..

1886.bölüm..


tuna-- bu ufak tefek,asiliklerinden değil hayatım.. şu karışma huyundan vazgeç artık..
biliyorsun; her iyi niyetli yaklaşımının sonu, iyi olmuyor.. birazda beni düşün..
güya eğlenmeye geldik..şimdi bu sinirle piste mi,çıkayım.. oturayım mı.. burayı terk mi edeyim.. sen söyle..

irem-- hiçbirisi..  bende senin için buradayım, bildiğin gibi.. gidemeyiz..
dinlemeden yargısız infaz, yapma.. karı koca arasına girmedim.. olay,benim dışımda gelişmiş..
dün gece ,önce derya ..ankesörlü telefondan beni aradı,olanı anlatıp.. işten çıkarmamı rica etti.. birisi asıl mesleğini söylemiş,kocasına .. o da araştırıp, öğrenmiş ve  sormuş..
.. derya da;  onun polis olduğunu bildiğim de dahil.. herşeyi anlatmış.. lakin said,benim bilip.. kendisinin bilmemesine çok bozulmuş..
" said beni boşayabilir,hak ettim derim.. ama anneler,maruf,tuna bey ve çalışma arkadaşlarım duyarsa kahrolurum.. burhan söyleyebildiği için,benden daha cesurmuş "dedi.. berbat bir psikoloji içinde,ölümden bahsetti.. onu teselli ve ikna edip,kapattım.. saidin, konuştuğumuzdan kesinlikle haberi yok.. sana anlatmak istemeyişimin sebebi de oydu..

said,eve gitmemiş.. mağazadayım beni bekleme demiş.. bunu duyunca.. yanlışlıkla aramış gibi ,aradım.. sarhoştu, içindekileri döküp.. "derya bana yalan söylemiş,kendimi aldatılmış hissediyorum irem hanım "dedi..  dinledim ve bazı haksız suçlamalarının doğrusunu söyledim.. düşün taşın,ne yapacağınıza karar ver /verin diyerek.. kendisine bıraktım..
ama kararın ne olursa olsun..şunu bil ki.. derya kimsesiz değil.. ona ,her zaman kapım açıktır... şimdi evine git.. derya çok kırılgandır ,büyük ihtimalle.. ona birşey olursa,seni bulurum..  dedim..

burhan evdeyken arayan saiddi  ve bana iyi ki,gece eve gitmişim.. derya çok kötüydü,zor sakinleştirdim dedi.. .. bir süre bu konuyu açmayacağını,yıprandıklarını .. biraz daha iyi olduklarından, geleceklerini  söyledi.. burhanın sesini tanıyınca da.. çiçeği zorla gelmeye ikna etmelerinin sebebi buymuş demek, diyip kapattı.. durum bu..

şimdi ne yapmak istediğine,sen karar ver.. beni suçluyorsan.. ;ya insanların keyiflerini kaçırır,durumumu zorlaştırırsın ve ben seni ömür boyu affetmem..
ya suçlasan bile ,normal davranırsın.. yada suçlamayıp.. düğüne katılırsın.. bekliyorum, beş saniyen var..

bülent-- dostumm,bizi mi bekliyordunuz.. ( arkamızdan geldiler.. çok neşeliler.. yeliz tunanın.. bülent benim koluma girdi.. piste götürüyorlar bizi..  ) eller havaya hadiii.. yelizimm.. geç karşıma..

onlar oynuyorlar diğerleri gibi,büyük bir enerji ve coşkuyla.. biz alkışlıyoruz sadece..

ela,çiğdem..beni  çekiştiriyor.. abimler tunanın kollarını kaldırıyorlar ama hevesimiz kaçtı bir kere.. o kalabalıkta.. solgun yüz ifadesiyle,deryayla gözlerimiz buluştu.. ve malesef ki,durumumuzu anladı..

tunaya yaklaşıp.. fısıldadım..
irem-- evet ?
tuna-- başka seçeneğim ,var mı ki..
irem-- hayat adil değil.. başkalarının da,benim de yoktu.. buna karışmak diyorsan.. mecburdum..
tuna--............

17 Temmuz 2013 Çarşamba

1885.bölüm..

oh oh maşallah.. gelin,damat dahil.. yeni gelmişler onlarda.. ama kimse daha masalara oturmamış.. herkes pistte.. müziğe uymuş,oynuyorlar..
zaten mekanı kapatmışlar,başka müşteri yok.. biz bizeyiz..
yerimize ilerlerken..

bekir-- iremm,tunaa..

elimi kaldırdım..
irem-- geliriz bekir bey..

çiğdem-- arkadaşlar,iremi getirin.. diğerleri mecburen gelir.. hep beraber otururuz..
tuna-- çiğdemm.. sen oyna,canım.. boğazımız kurudu,bizim..
çiğdem-- olmazz.. başaracak bir gönüllü istiyorum,arkadaşlar..

etolü çıkarıp oturdum.. diğerleri de yerleşiyorlar..
irem-- çiğdem,gaz verme.. yoruldum..

su doldururken..
said-- irem hanımm,sizleri de aramızda görmek istiyoruz.. gelir misiniz lütfen..
irem-- (döndüm gülerek ) memnuniyetle said..  (suyumdan bir yudum içip,kalktım .. masamızdakilere bakıp) hadi gelin..

kalktılar,piste doğru gidiyoruz..
tuna kolumu tutup,durdurdu.. diğerleri kalabalığa karıştılar bile..

tuna-- said, ne alaka gönüllü olma cesaretini  buldu ki.. kırmayacağını
nereden biliyordu da..  yanımda,karımı davet diyor..
irem-- kim gelirse gelsin,kıramayacağım belliydi.. nasıl kalkmam deseydim ki,sen söyle.. said,damadımız bizim..

tuna-- (gözlerime bakıp.. ) şimdi anladımm.. damat, kızımızın açığını buldu..
sende bir şekilde öğrendin.. deryayı kolluyorsun.. halinin nedeni buydu değil mi..

irem-- (başımı sallayıp ) evet.. uyanık olduğunu,çözeceğini söylemiştim de.. bu çok erken oldu..

tuna-- iş başka,özel hayat başka.. sen tolore edip..çalışmasına izin vermiş olabilirsin de.. karı koca arasına niye giriyorsun ki.. derya tahmin etmeli ve dürüst olmalıydı.. saide kızmaya senin de,onun da hakkı yok..
saidin de, tavrından cesaret alıp.. seni çağırmaya hakkı yok..
bu ufak tefek,asiliklerinden değil hayatım.. şu karışma huyundan vazgeç artık..
biliyorsun her iyi niyetli yaklaşımının sonu, iyi olmuyor.. birazda beni düşün..
güya eğlenmeye geldik..şimdi bu sinirle piste mi,çıkayım.. oturayım mı.. burayı terk mi edeyim.. sen söyle..

1884.bölüm..

irem-- (kırmızı ışıkta,öndeki taksiyle yan yana geldik.. camı açtım.. tuna da açtı) tuna daha çok var mı..
tuna--yok,geldik sayılır.. hava yağışlı ,akşam trafiğinde ancak ilerliyoruz.. yoruldun mu..
irem-- biraz.. ama daha önemli birşey var.. .. flört sonlanmak üzere..
tuna-- niye..

irem-- sor,anlatır.. ters düştüler.. akıl ver,samimi olsun..
tuna-- başarısızlığımız var.. akışına bırakmak en iyisi..
irem-- ama başarılarımızda var.. minik bir uyarı,işe yarayabilir değil mi..
sarı ışık yandı o sırada..
tuna-- ayrılma arkamızdan..
irem-- bak senn..
yeşil ışık yanınca.. ben öne geçiverdim..

zübeyde-- irem.. tuna bey,kötü birşey mi söyledi..
irem-- yoo.. ayrılma arkamızdan dedi.. emirlere dayanamam biliyorsun..
zübeyde-- emir değil ki, o.. yol gösteriyor sana..
irem-- biliyorum.. ama beni tanıdığından,söyleyiş tarzına dikkat etmeliydi..

barbara--siz evlisiniz,birbirinizi tanıyorsunuz ve hafifletici sebepleriniz,toleransınız olmalı.. çok seviyorum dediğin halde, neden bu kadar tepkilisin..

irem-- doğruu.. ama benim de ,sebeplerim var.. toleransı ondan bekliyorum..
(gittiğimiz eğlence mekanının ışıklı tabelasını görünce ) geldik zaten..

zübeyde-- yani,kusura bakma da.. toleransı çoğunlukla tuna bey
göstermiyor mu , zaten.. üstelik ,şimdi ki niyeti de belli.. neden geriyorsun adamcağızı..
irem-- hah hah hah.. bu gerginlik değil,adrenalin hayatım.. monotonluğu engelliyor.. bilmem anlatabildim mi..

zübeyde--barbara-- hah hah hah..

sağa sinyal verip.. yanaştım giriş kapısına.. çantalarımızı alıp,indik..
valeye anahtarı verdim.. beyler de,arabadan indiler.. yanımıza geldiklerinde..

elimi uzattım tunaya.. tuttu..
maruf da,zübeydeye uzattı elini.. o da tuttu..
cafer beyle barbaraya bakıyoruz.. onlar da,birbirlerine bakıyorlar..
nihayet cafer bey gülümseyerek elini uzattı.. barbara baktı,baktı ve tuttu..

ben tunaya dönüp..
irem-- sevineyim mi,ne olurr..
tuna-- hayırr.. sen,çok oluyorsun asi hanım.. birazda beni sevindir..
irem-- olurr.. öperim hemen..
tuna-- hah hah hah..

maruf-- evett,artık içeriye girebiliriz.. etrafınızdakilerle konuşmayın,dinlemeyin.. ellerinizi bırakmadan eğlenin,lütfen.. tutulması zor oluyor..

cafer--barbara--irem--tuna--zübeyde-- hah hah hah..

1883.bölüm..

barbara-- evet..haklısınız.. ben bir iki konuda fikirlerimiz uyuşunca,öyle sandım herhalde..  cafer bey özelliğini kaybedip..sıradanlaştı birden.. kendimi kandırmışım sanırım.. aptallık bende..

irem-- aptal değilsin ,barbara.. insan görmek istediği şeyleri algılıyor..  sadece,bunu fark ettin.... zübeydem,çantamdan sigara verirmisin bize..

zübeyde-- veririm,canım..

verdi,yaktık.. havalandırmayı çalıştırdım..

zübeyde-- barbara,fikirlerin farklı olması.. bakış açısını geliştirir,iyidir.. yeter ki.. birbirini saygıyla,dinleyip.. karar için,konuşulabilsin.. benim dediğim doğru,sen sus denilirse.. hiçbir ilişki yürümez..  karşındakine değer vermek,gerekir..
ve hemen de,cafer beyi harcama.. o gördüğüm,bildiğim.. ve olaylara yaklaşımını insanca bulduğum.. mevkisi başını döndürmemiş.. eşine değer veren,vicdanlı birkaç erkekten biri..

barbara-- (gülümseyerek) ama ilk sırada değil.. diyorsunuz.. bir dakika,eşi mi vardı..

zübeyde-- hayır,yok tabi.. size davranışını kast ettim..
liste yapsaydım ilk sırada ; kimsenin yanına bile yaklaşamayacağını düşündüğüm tuna bey olurdu.. sonra;  ziya bey..ergün bey..  iremin babası, ahmet bey.. rekin.. said..cafer.. orhan,eren ve tuğrul beyler.. diye sıralayabilirim..

barbara-- pekiii,maruf bey.. kaçıncı sırada..
zübeyde-- şartlar,hayat tarzı  başka olsaydı.. mesela canlı ,kıpır kıpır uyum sağladığı tek eşle.. maruf da,üst sıralarda olabilirdi.. bu yılın başlarında listenin son sırasını bile hak etmezken.. şimdi çabaladığını görünce,listemde biraz yükseldi barbara.. ama şimdi de..diğer eşleri benimle aynı fikirde değiller.. bizim durum karışık ,zor ve çıkmaz sokak gibi.. mutlu olan az..

irem-- zübeydeciğim,sağol.. tespitlerin ve ilk sıra konusunda sana katılıyorum.. dediğin gibi.. şartlar değişik olsa,tuna da hak etmeyebilirdi .. uyum konusunda,biz şanslıyız gerçekten.. sen çabaladığı için.. yüceltirken.. barbara,fikrine katılmadığından.. hayal kırıklığına uğradı..
bizim  kişiliğimizin ve bakışımızın da ilişkilerin devamlılığında rolü var.. kriterlerimiz farklı.. kimse,kimseye benzemiyor..
mesela ziya ve zuhalin yerinde bizler olsaydık.. ben zuhal gibi,yanlız kalacağımız zamanı beklemez.. o an, tavrımı sertçe koyardım.. ki,bu çok sakinleşmiş halim..

barbara-- eşlerden birisinin geri adım atması ve  ılımlı olması gerekiyor yani..

irem-- evet ama -tanıdığım,güvendiğim ve çok sevdiğim için..-yerine göre geri adım atan, ben de olabiliyorum..
 tuna içinde geçerli bu dediklerim..  (içimi çekerek ) konu ağır,başka zamana bıraksak ve bu gece deşarj olsak diyorum.. ne zaman gideceksiniz..

zübeyde-- biz imkanları zorlayıp,siz dostlarla bir arada olabilmek için geldik.. yarın akşam mutlaka dubaide olmamız gerekiyor dedi,maruf..

barbara-- ben de,kahirede olmalıyım.. yıllardır,böyle uzun tatil yapmamıştım.. sizlerle daha da anlamlandı,aile gibi olduk..
.. anarın nikahından sonra.. annemle,babam da.. evlerine dönecekler.. dağılacağız yine.. siz gelirsiniz,artık..

irem-- (gülümseyerek ) bizde sizleri,sevdik.. kısmet olursa geliriz,barbara..
zübeyde--  nereye geleceğiz.. dahoya mı,kahireye mi..

barbara-- kahireye tabi.. şu an , dahoya ziyaret planım bile yok.. erteledim..

irem-- (kırmızı ışıkta,öndeki taksiyle yan yana geldik.. camı açtım.. tuna da açtı) tuna daha çok var mı..