Translate

8 Şubat 2013 Cuma

1616.bölüm..


tuna--  dün işim var demiştim ya..
irem-- yanii.. sen mi aldın... (yeşil yanınca,trafikle beraber ilerledim..)

tuna--hayır, almadım ..
dün sadun beyin bürosunda, onurla görüştüm..  parasını verdim..  inşaat için.. teklifimi yapıp.. arkadaşlarınla konuş.. yeni anahtarları da saliha hanıma ver dedim.. o gitti..

zekeriya ile cevdet bey uğradılar.. kahve içerken..
sadun bey çarşı içinde..geniş yada katlı show room yapmaya uygun yer arıyorum diyince..
.. cevdet bey, bulursan bize de haber ver dedi..
bende.. halit abinin durumunu özetleyip.... işinize yarar mı bilmem.. oteli .. mağazası.. arsaları,binaları ..iş makinaları vardı..  ihtiyacınıza uygunsa gidin,konuşun..ama lütfen benden  duyduğunuzu söylemeyin diyerek.. kulaklarına kar suyu kaçırdım..  hüseyin beye de,bekir beye de haber gitmiştir yani..

irem-- merhametlim,iyi yapmışsın..
tuna-- hıh,bu kadar faydam dokunsun bari..

*******
arabaları kaldırımın kenarına park edip, indik..

ben ön taraftan.. çiçekçinin şeffaf lelatinle süslediği bonsai bitkisini aldım..  yemyeşil yaprakların arasında,minik pembe çiçekleri var..  bir de güzel kokuyor..

tuna-- bana ver de,arabayı kilitle sen.. bu ne güzel hediye böyle..
irem-- (verip,kilitledim kapıyı ) sağol.. güngör beye de,gönderdim..
madem beğendin..sana da alırım hayatım.. okul başlasın da.. kaktüsten,bonsaiye geçiş yaparız.. koklasana şunu.. muhteşem kokuyor..

kaldırımda el ele şubeye doğru yürürken..
tuna-- sağol.. güzel bir koku geliyor da..
bana göre ,muhteşem ve benzersiz tek koku var.. ( bana bakıp) sadece benim, bana özel...

irem--  ( tunanın koluna bir arı yaklaştı.. ,muhtemelen çiçeğe geldi ama.. çantamla kovaladım )
çekil şuradan, o bana ait.. sadece benim.. koklamaaa..
tuna-- hah hah hah..
irem-- oo,güldün..
tuna-- sayende..

*********

el ele banka şubesine girdik..   yeni açıldığı için.. görevliler haricinde, kimsecikler yok daha..
tuna--(güvenlik görevlisine ) merhaba,akif bey geldi mi acaba..

adam saate baktı.. "şimdi gelir.. "dedi ve kapıdan akif bey girdi..

pırıl pırıl bir takım elbise giymiş.. elinde çantası,  güler yüzle..bize hoşgeldiniz diyip tokalaştıktan sonra.. personeliyle, günaydın dediler birbirlerine..

ikinci kattaki odasına buyur etti.. çıktık..

kat gayet geniş..  üç  oda var.. birde toplantı salonu..

odaların  bir duvarı camlı.. içeride çalışanlar görülüyor.. ışıklar yanıyor ve klimalar çalışıyor tabi..

anahtarıyla cam kapısını açtı.. şık, güzel ve ferah bir büro.. birçok da saksı çiçeği var..

 koltuklara oturmadan..
tuna-- ziyaretinize gelmek bu güne kısmetmiş akif bey..(bonsaiyi masaya koydu.. ) bu da,bizden size..

akif--teşekkür ederim.. çok zarifsiniz.. hediyeniz çok değerli.. (alıp, yan tarafındaki.. minik masanın üzerine yerleştirdi.. )  sıcak-soğuk ne içersiniz,ne ikram edeyim size..

tuna-- (bana bakıp) kahve içeriz.. az şekerli...
akif bey,telefonla istedi kahveleri..  tam konuşacaktı ki..  elinde iki dosya ile.. çok güzel bir bayan tıklattı kapıyı.. 27 yaşlarında.. abartısız şık giyinmiş..
ama akif beye sevgiyle bakması ,benim gördüğüm en önemli detaydı..

akif-- buyrun,belgin hanım.. (dedi ve  acelen ne,niye şimdi geldin..  der gibi baksa da..
 (masaya koyduğu dosyaları,açtı.. göstererek imzalattı ve çıktı.. belgin hanım ) kusura bakmayın.. nasılsınız bile diyemedim.. iş beklemiyor da.. müfettiş belgin hanım.. hiç beklemiyor... eksik gördü mü,
sağolsun bizzat getiriyor..

tuna-- önemli değil..